BANKACILIK SİSTEMİNDE TEHLİKELİ KARARLAR

BANKACILIK SİSTEMİNDE TEHLİKELİ KARARLAR
24 Nisan 2020 - 23:05

BANKACILIK SİSTEMİNDE TEHLİKELİ KARARLAR

İçinde bulunduğumuz dönem her açıdan sıkıntılılar barındırıyor. Bu tür zorluklarla dolu dönemlerde iki hususa dikkat etmemiz gerekiyor.

Birincisi geçmiş tecrübe veya deneyimler.

İkincisi ise işin ehli insanlara danışmak.

Bu iki konu her alanda geçerli bir prensip, sağlık alanında da böyle ekonomi alanında da.

Sağlık alanında Bilim Kurulu kararlarına uymanın veya uymamanın sonuçlarını birlikte yaşıyoruz. Ekonomi alanında da bu böyle.  Çünkü, ekonomide bir bilim dalı ve kendi içinde kuralları ve temel prensipleri var.

Geçen haftalarda ülkemizin yaşadığı 1994, 2000 ve 2001 ekonomik krizlerinin neden kaynaklandığını yaşanmış deneyimlerle anlatmaya çalıştık. 

Son günlerde bankacılık alanında alınan yazılı ve şifahi kararları görünce aklımıza bir kez daha “hiç ibret alınsaydı, tarih tekerrür eder miydi?” cümlesi geliyor. Ne demek istiyoruz.

Geçen hafta BDDD aktif rasyo diye bir uygulamayı devreye aldı. Bu bir yazılı açıklamaydı. Aktif rasyo uygulamasını teknik kavramlarla açıklamaktan daha ziyade halkımızın anlayacağı dille anlatırsak; BDDK bankaların daha fazla kredi vermesinin yolunu açmak için yeni bir model geliştirdi. Aktif rasyo.

Aktif rasyo oranı mevduat bankaları için %100, katılım bankaları için %80. Bu oranın altında olan bankalara en az 500.000 TL. olacak şekilde ceza kesilecek.

Bankaların bu rasyoyu sağlayabilmesi için ya mevcut müşterilerine daha fazla kredi verecekler, ya da yeni müşteri bulacaklar. Diğer bir seçenek, ellerindeki mevduatı Hazineye menkul kıymet senedi alarak verecekler, yani Hazinenin İç borç kağıtlarına yatıracaklar.

Yukarıdaki yazılı açıklamadan birkaç gün sonra eski Hazine Bakanı; Sn. Babacan, son dönemde özel bankalardan 100 e yakın üst düzey yetkili görevlerinden alındı, bu görevden almalar bankaların patronları veya yöneticileri tarafından değil diyerek cümlesini tamamladı. Bu aslında, yazılı olmayan, şifahi talimatlarla bankacılık dönemine girildiğini gösteriyordu. Zaten, birkaç haftadır, devletin en üst makamlarından özel bankalara uyarılar ve el altından da tehditvari “kaydettik, yazdık” türü beyanlar geliyordu.

Sevgili Halkım;

Biz bu filmi 2-3 defa daha önce seyrettik. 1990-2000 arasında özellikle de 1993-1994 Sn Çiller döneminde, bankalara zorla faiz indirtme, Sn. U.Söylemez döneminde doğru dürüst sermayesi olmadan AVM açar gibi yeni banka izinleri, mevduata sınırsız teminatlar, mevcut bankalara da şube açmalar. Sonuç, 1994 krizi ve 2000-2001 bankacılık krizleri.

Bazıları 2000-2001 de iktidarda başkaları var diyebilir, ama işin içindekiler çok iyi bilir ki, 2000-2001 krizlerinin temelinde sermayesi olmayan, kendi patronlarına ölçüsüz geri ödenmeyecek kredi veren bankalar, ahbap çavuş bankacılığı vardı. 2001 de patladı.

Bankalar ekonominin tüm üretim, tedarik ve tüketim ayağının belkemiğidir. Ekonomik yapının en riskli alanı bankacılıktır Arz ve talep mekanizmasının su kaynağıdır. Suyun normal akışına müdahale ederseniz, ya su kaynağı kurur ya da boş yere akar.  .

2001 krizinden sonra Sn. Derviş döneminde yapılan en önemli yapısal reform bankacılık alanıdır. Yeni yapının en önemli yeniliği, siyasi otoriteden idari ve mali olarak özerk, bağımsız işleyecek, bankacılık sektörünün gözetim ve denetiminden sorumlu yeni bir kurum kuruldu, daha doğrusu 2000 de kurulmuştu ama yeniden tasarlandı. Sermaye yeterlilik şartları oluşturuldu, mevcut riskli bankalar kapatıldı, bankalarda Risk İzleme Merkezleri kuruldu, geri ödenmeyen kredilerle ilgili kredi verenlere adli ve mali yaptırımlar düzenlendi, bankaların denetimleri dönemsel olarak tanımlandı, bağımsız denetim mekanizmaları kuruldu. Hatırlayalım, bir gecede, TBMM de BDDK üyeleri görevlerinden alınmıştı.

2001 krizinde bankacılık sektörünün maliyeti yaklaşık 40 milyar Dolar olmuştur. Bunun yine yaklaşık 18 milyar Doları tahsil edilebilmiş, geri kalan miktar batmıştır. Faturası da tüm kesimlere yansımıştır.

2002 den bu tarafa, batan banka olmadıysa işte 2001 krizinden sonra yapılan yasal düzenleme ve az çok bugüne kadar gelen kurallı bankacılık sistemiyledir.  Hakkını vermek durumundayız, Sn. Babacan ve Şimşek döneminde bankacılık sektörü kurallı ve yasalara uygun yürütüldü. Gerçi zaman zaman her ikisine de hainlik isnadı da yapılmadı değil.

Şimdilerde ise yeniden ahbap çavuş bankacılığı ve fiili müdaheleler olmaya başlarsa-ki bir müddettir duyuluyor- daha önceki filmleri yine izleriz. Zaten son 5-6 aydır, mevduat munzam karşılığı oranları ile oynandı, Hazine kefaletli KGF kredileriyle sektörün riskleri arttı, kamu bankaları geçen yıl sermaye enjekte edilerek kurtarıldı, artık daha fazla bankaların ve bankacılık sistemiyle oynamayın.

Filmin sonunu merak edenlere, daha önceki krizleri hatırlatmak yeterlidir sanırım.

Bekir AKSOY 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum