EKONOMİDE KAYNAK SORUNU ve ÇÖZÜMLERİ

Bekir Aksoy Yazdı ...

EKONOMİDE KAYNAK SORUNU ve ÇÖZÜMLERİ
14 Nisan 2020 - 20:02

EKONOMİDE KAYNAK SORUNU ve ÇÖZÜMLERİ

Her ülke sağlık alanından ekonomiye ve sosyal hayata kadar Korona virüs salgınının  olumsuz etkilerini hafifletmek amacıyla bazı önlemler almaya çalışıyor.

Bizler de basın ve medya kuruluşlarından açılanan ekonomik paketleri öğreniyoruz.

Salgının en fazla etkilediği Avrupa, ABD gibi ülkelerinin yanısıra, daha az etkilediği Japonya, Kore ve Kanada gibi ülkelerde oldukça yüksek miktarlarda  paketler açıklıyor.

Bu kapsamda para basan ülkeler olduğu gibi Almanya, Kanada gibi ülkeler mevcut kaynaklarından, bütçelerinden veya bütçe dışı fonlardan kaynak oluşturuyorlar.

Burada, her ülkenin paketlerini açıklayacak değilim. Zaten basında da yer aldı, alıyor.

Ülkemizde ise, ilk etapta toplamda 100 milyar TL. (15 milyar USD) diye özetlenen bir kısmı, vergi, prim ve kredi ertelemesi, diğer bir kısmı da KGF desteğiyle 50 milyar TL. yeni kredi imkanları ve yeni diyebileceğimiz yaklaşık 10 milyar TL. (hiç geliri olmayanlara verilenler) olmak üzere paket açıklandı.  Emekli ikramiyeleri yani 12 milyar TL. yeni bir destek paketi değildir, önceden bütçede öngörülen ve Mayıs ayında ödenecek ikramiyenin 1 ay erkene alınmasıdır. Sonrasında, ücretsiz izne ayrılanlara günlük 40 liralık bir desteği içeren ve kısa çalışma ödeneği gibi destekler açıklandı. 

Elbette bu desteklerde iyidir, olumludur, ancak yetersiz olduğu içinde, bizde vatandaş, diğer gelişmiş ülkelerdeki gibi devletten aylık nakdi destek bekliyor, işyerleri elektrik, kira ve doğalgaz ödemelerinin yapılmasını devletten talep ediyor, ve soruyor;

Neden kaynak yok, neden devletimiz bugün bize destek çıkmıyor? 

Sevgili dostlar;

Bugün sizlere iki ayrı; birisi içeriden birisi de dışarıdan iki kaynak açıklamak istiyorum. İstenirse devletimiz bu iki kaynağı kısa sürede oluşturabilir veya bulabilir.

Önce içeriden kaynak;

Biliyorsunuz son birkaç yıldır kamu özel işbirliği adı altında havaalanı, şehir hastaneleri, otoyol ve köprülerimiz yapıldı. 1990 lı yıllardaki enerji sektöründeki Yİ, YİD benzeri, Hazine alım garantili, şimdikilerde ise hizmet veya geçiş vb. garantili projeler.

Bu projelerin toplam maliyetleri, proje varlık bedelleri ve garanti edilen miktarların toplamı bir türlü açıklanmıyor. Ancak, artık her yıl bütçeye konan gelir garantili ödemeler rakamından önümüzdeki yıllarda açılacak yeni projelerle birlikte Kamu Özel Ortaklığı varlık değerinin toplamda 100-120 milyar USD ettiğini söyleyebiliriz. Bu rakamın 149-150 milyar USD olduğunu söyleyenlerde var. 

Muhalefet partilerinin liderleri, ikide bir çıkıp, 3 aylığına bu ödemeleri yapmayalım diyor, ama hükümetten çıt çıkmıyor, ses veren de yok, rakamlara itiraz eden de yok. Aslında, muhataplardan sesin neden olmadığı belli de, iddianın kanıtı gerçekten zor.

Sadece şunu söylemekle yetinelim, bu projeler adı üstünde;  Köprü, otoyol, tünel, havalimanları için  kurulan düzenin adı YİD; (literatürde, Yap İşlet Devret;)  şimdilerde, YANDAŞI İHYA DÜZENİ ; Sağlık Bakanlığının kiracı olduğu Şehir hastaneleri için kurulan düzenin adı  YKD (literatürde, Yap Kirala Devret;), şimdilerde  YANDAŞI KALKINDIRMA DÜZENİ.

Gelin, madem bugün mili dayanışmaya ihtiyaç var, Biz bize yeteriz, IMF ve diğer dış güçlere başımızı eğmeyeceğiz, boyun bükmeyeceğiz.

Gelin bu projelere halkımızı ortak edelim. Toplam 100 milyar USD nin %15 ini halka açalım.  20 yıllık gelir garantisinden halkımızda nasiplensin. Nasıl mı?

SPK yoluyla bu projelerin %15 hissesini, halka arz edelim.  Gelir garantisini halkımıza satalım, müteahhit, kamu, ortaklar, halk herkes hissesi oranında gelire ortak olsun.

Zaten halk her yıl bütçeden ihtiyaç hasıl olduğunda ekstra ödeme yapmakta. Bak, bu yıl 2020 bütçesinde şimdiden tahmini 18.9 milyar TL.ekstra ödeme öngörüldü.

Bu sayede 15 milyar USD lik bir kaynak Hazineye gelsin. Hepimiz dolarizasyondan şikayetçiyiz, yurtiçi yerleşiklerin yaklaşık 190 milyar USD lik bankalarda mevduatı var.  Vatandaşımız bu 190 milyar USD nin bir kısmını veya yastık altında tuttuklarını Hazineye verir.  Dolayısıyla hem dış güçlere boyun eğmeden kaynak elde ederiz, hem de halkımız kazanır.  Ayrıca, bu, TL. üzerindeki kur baskısını hafifletir, TCMB rezervleri azalmaz, kamu bankaları döviz satmak durumunda kalmaz.

İkinci kaynak yurtdışından, IMF.

Uluslararası Para Fonu, IMF, Hızlı Finansman Enstrümanı programı kapsamında önce 1 trilyon USD, daha sonra ise 3 trilyon USD’ye kadar gidebilecek bir paket açıkladı. Hızlı Finansman Enstrümanı çerçevesinde kullanılabilecek mali yardım herhangi bir Stand By düzenlemesine tabi bulunmuyor. Ödemeler dengesi veya Covid 19 salgınının neden olduğu sorunları çözmek amacıyla isteyen ülkelere veriliyor.

Bu tür mali yardım oldukça uygun koşullarda; yıllık faiz yüzde 1.5 civarında ve 3-5 yıl vadeli.  Mali yardım başvurusu yapan ülkelerin IMF nezdindeki kotasının yüzde 150 si oranında yararlanma imkanı var. Türkiye için bu takam 4.650 SDR, yani 6.340 milyon USD lik bir kota. Diğer bir ifadeyle, Türkiye isterse bu miktarın %150 si kadar yani yaklaşık 9.5 milyar USD kaynak kullanabilir. 

Bu miktarın kullanılmasına Türkiye neden başvurmaz. Aklım almıyor, Biz, IMF nin kurucu ortaklarından birisi değil miyiz.

IMF ile 2003 de mevcut hükümet, 2001 yılında imzalanan Stand By anlaşmasını başarıyla uygulamadı mı, dahası 2007 yılında mevcut anlaşmayı uzatmadı mı?

İşte 2 ayrı kaynak; içinde ne para basmak var, ne de yeni vergiler, yatırımlardan kısıntılar ne de yüksek faizlerle dışarıdan veya içeriden kredi kullanmak var.  

Toplamda, 25 milyar USD lik bir kaynak, açıklanan paketin kat kat üstünde..

Umulur ki, bu kaynak, hem işçiye, hem esnafa hem de üreticiye yetecek bir nefes olur, üretim tedarik zinciri, esnaf, sanayici tüccar çarkı dönmeye devam eder.

Bir sonraki yazı da, bütçe içi imkanlarla kaynak ve bugünlerde çokça konuşulan para basmayı konuşalım.   

Bekir AKSOY 

YORUMLAR

  • 0 Yorum