"Eve ekmek götüremiyorum"

İYİ Parti Toplumsal Politikalar Başkanı Ünzile Yüksel, yaptığı basın açıklamasında ekonomiye değindi. Yüksel, ekonomik krizin salgınla büyüdüğünün altını çizerek: “Ekonomik krizin yükü işsize, işçiye, yoksula, memura, küçük esnafa, emekliye kısacası halkımızın omuzuna yüklenmiştir. İşsizlik çığ gibi artmış, hayat pahalılığı katlanarak çoğalmıştır. Bugün Edirne’den Hakkari’ye kadar bu topraklardan “Eve ekmek götüremiyorum!” feryatları yükselmektedir” dedi.

"Eve ekmek götüremiyorum"
08 Nisan 2021 - 16:30
İYİ Parti Toplumsal Politikalar Başkanı Ünzile Yüksel, açıklamasında şunlara değindi:
“Bu cümle son aylarda en çok duyduğumuz sözlerden biri olmasının yanında yoksulluğun ve yokluğun halk dilindeki kısacık tarifidir… Bu kısacık cümle yoksulluğu tarif etse aslında açlığının çığlığıdır.

“Eve ekmek götüremiyorum!” demek yoksul olarak adlandırılan yaklaşık 20 milyon insanın, ailesinin ihtiyacı olan gıdayı temin edecek bir gelire sahip olmadığının acı feryadıdır.
“Eve ekmek götüremiyorum!” demek fakirlik, sefalet, açlık, yokluk, muhtaçlık, hayatta kalabilme savaşı, temel ve zorunlu ihtiyaçları karşılayamamak demektir. 

“Eve ekmek götüremiyorum!” sözünü TÜRK-İŞ Mart 2021 araştırma sonuçlarına göre rakamlara dökersek ortaya şu vahim tablo çıkmaktadır.

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2.735,97 TL, 

 Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 8.911,97 TL,
 Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 3.316,59 TL oldu. 

Türkiye’de net asgari ücret ise şu an 2 bin 825 TL.  Hükümet, Türkiye’de kaç kişinin asgari ücret ile çalıştığını 7 yıldır SIR gibi saklıyor. Ancak TÜİK’in Aralık 2020 verilerine göre Türkiye’de istihdam edilenlerin sayısı yaklaşık 27,7 milyon. Ve bu rakamın Türkiye’de çalışan nüfusun üçte birinden daha fazlasının asgari ücretle geçinmeye çalıştığı bir gerçek. Yani sigortalı çalışan her 10 kişiden 4’ü asgari ücret alıyor.  Ve asgari ücret alanların en az yarısı birden fazla kişiye bakmak zorunda. Yani 2 bin 825 TL ücretle en az 10 milyon insan geçinmek zorunda. Yine en az 10 milyon kişi asgari ücrete yakın maaş alabiliyor. Yine yaklaşık 10 milyon emekli de açlık sınırındaki rakama yakın maaş almaktadır.

Rakamların bize söylediği acı gerçek şudur: “Sadece işsiz değil, emeklisi de çalışanı da yoksulluğun ve açlığı pençesindedir… İşçi sendikalarına göre Türkiye’de işsizler ordusu 10 milyonun üzerinde. Bir ülkede eğer dört kişiden biri işsizse, bu işsizliğin yoksulluktan başka tarifi yoktur. Ve bu da Türkiye nüfusunun yaklaşık 3’te 1’i açlık veya yoksulluk sınırında yaşadığını göstermektedir.

Yani Türkiye 30 milyona yakın insanımız her gün “Eve ekmek götüremiyorum!” acı gerçeğini iliklerine kadar yaşıyor, hissediyor. Yani 30 milyona yakın insan fakir, aç ve yoksul… Hayatta kalabilmek için yaşam savaşı veriyor! Hakkari’den Edirne’ye kadar bu topraklarda her gün 30 milyon insanımızın “Eve ekmek götüremiyorum!” çığlığı yükselmektedir. Ancak bu çığlık iktidar tarafından duymazdan gelinmekte hatta umursanmamaktadır.

“Eve ekmek götüremiyorum!” diye feryat edenin üzerine “Abartma” denilerek ‘keyif çayı’ paketi atılmakta, “Kuru ekmek bulabilen aç değildir” şeklinde cevaplar verilmektedir.  “Açız” diyenler, “Yol yaptık, havalimanı yaptık” sözleriyle susturulmaktadır. “İşsizim” diyenler terörist ilan edilmektedir.

“Eve ekmek götüremiyorum” “Çocuklarım aç”, “Borç batağındayım” diyerek arkasında iki satır not bırakarak canlarına kıyan babaların çığlığı ancak öldükten sonra bile duymazdan gelinmektedir. 
Salgın ile büyüyen ekonomik krizin yükü işsize, işçiye, yoksula, memura, küçük esnafa, emekliye kısacası halkımızın omuzuna yüklenmiştir. İşsizlik çığ gibi artmış, hayat pahalılığı katlanarak çoğalmıştır.

Bugün Edirne’den Hakkari’ye kadar bu topraklardan “Eve ekmek götüremiyorum!” feryatları yükselmektedir. Başka bir deyişle “Eve ekmek götüremiyorum!” demek fakirlik, sefalet, açlık, yokluk, muhtaçlık, hayatta kalabilme savaşı, temel ve zorunlu ihtiyaçları karşılayamamak demektir.”


E-Gazetem.com


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum