Kabak Tadında İnfaz

Av. Beyzanur Bektaş yazdı ...

Kabak Tadında İnfaz
23 Nisan 2020 - 13:33 - Güncelleme: 06 Mayıs 2020 - 21:51

KABAK TADINDA İNFAZ..

Bir aydan fazla süredir ki bu Covid-19 belasıyla uğraşıyoruz.

Hepimizde morel ve motivasyon bozuk. Ekonomi iyice çıkmaza girdi derken geçen hafta AKP ve MHP bir kanun tasarısı düzenlediler ve şaak diye önümüze koydular. Peki bu düzenleme yapılırken Barolardan yardım istendi mi? Hayır. Sıkça İnsan Hakları İhlali’ne karşı raporları önümüze koyan ana muhalefet partisiyle neden çalışılmadı?

Sadece Covid-19’dan kaynaklanmasa bile yeni bir infaz düzenlemesine ihtiyaç duyulduğu aşikar. Ancak iktidarın başını çektiği bu düzenleme ne toplumun beklentisini karşıladı ne de korkularının önüne geçti!

Hadi gelin bir kıyas yapalım şu bizi çok kıskanan bir Avrupa’ya bakalım!

Avrupa Konseyi’nin hazırladığı cezaevi ve mahkum raporlarına göre Avrupa’da hükümlü sayısında %66 gerileme yaşanmış. Ancak bu raporlara ülkemizin gönderdiği verilerin tutarsız olması nedeniyle Türkiye verilerine istatistikte yer verilmemiş. Durun durun dahası var , rapora göre mahkum sayısındaki azalma verilen hapis cezalarındaki düşüşten kaynaklanmış.

Peki ya bizde nasıl? Bizde neden bu kadar fazla?

Almanya’da 62 bin ; İsviçre’de 6 bin 900 mahkum var. San Marino’da 100 bin kişiye 17, Lihtenştay’da 100 bin kişiye 31 , İzlanda’da ise 100 bin kişiye 46, Türkiye’de ise  100 bin kişiye 244 mahkum düşmektedir.

02/03/2020 tarihi itibariyle TBMM’ye sunulan bütçe raporunda Türkiye’de 265 kapalı, 76 açık, 4 çocuk eğitim evi, 9 kadın kapalı ceza infaz, 7 kadın açık ceza infaz, 7 çocuk kapalı ceza infaz kurumu bulunmakta. 300 bin civarı tutuklu ve hükümlü olduğu tespit edilmiş. TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun raporuna göre ise 355 hapishanede 282 bin 703 hükümlü veya tutuklunun olduğu yer almıştır. Annesin yanında kalan 780 çocuk var. Kadın hükümlü veya tutuklu sayısı 11 bin, çocuk mahkum sayısı ise 2 bin 500. Bu sayıların arasında ise 85 gazeteci ve medya çalışanı hükümlü veya tutuklu olduğu belirtilmiştir. Bu oranlar çok ciddidir. Tutuklama şartları en son çare olmalıdır. Gerekçesiz tutuklamaya yer verilmemelidir. Alması gereken muhtemel ceza içerde kalmayı gerektirmiyorsa tutukluluk bir an önce sonlandırılmalıdır.  Ülkemizde tutuklu sayısının bu kadar yüksek olmasının bir nedeni de siyasal iktidarın yürüttüğü politikadır.

Türkiye şartlarında cezaevinde kalmak yeterince zordur. Cezaevlerine giden meslektaşlarımızdan da aldığımız bilgiler doğrultusunda her hükümlüye bir yatak düşmediği sırayla yatakları kullandıkları, şartların gerçekten çok zor olduğu bilgisine vardık. Bilindiği üzere ülkemizde 15 Temmuz sonrasında içeride yatanların sayısında artma olmuştur. Siyasal koşullar cezalandırılmanın niteliklerini de belirlemektedir. Son yıllarda gazetecilerin, avukatların, akademisyenlerin siyasi iktidarla bağdaşmayan fikirlerini açıklaması sebebiyle içeri alındıkları aşikardır. Peki bu düzenlemede siyasi düşünce suçlularına neden özel bir yer verilmemiştir? Bu durum hak ihlallerinin önünü açacaktır.

İnfaz düzenlemesinde belirli suçlarda ceza artırımına gidilirken belirli suçlarda koşullu salıverilmenin önünü açmıştır. Yapılan ceza artırımı sosyal ve bilimsel bir inceleme olmadan alelacele ortaya çıkarılmıştır. Çıkan sonuçların verimsiz olması kaçınılmazdır.  Bu durum suçlar arası eşit düzenlemelere aykırıdır. Anayasa ve İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yer alan en temel ilkelerden biri olan eşitlik ilkesine aykırıdır.

Ceza hukuku dersini alanlar bilirler ki cezanın felsefesindeki en temel şey kişinin aldığı cezadan sonuç çıkarabilmesidir ve Devlet ceza süresince kişiyi suç işleme iradesinden vazgeçebilecek şekilde eğitmeli, tedavi etmeli ve desteğini sağlamalıdır. İnfaz kurumlarında kalma süresi bittikten sonra bile kişiden elini çekmemeli kişiyi sık sık kontrol etmelidir bu kontroller ülkemizdeki denetimli serbestlik gibi imza attırılarak olmamalı kişinin psikolojik ve sosyolojik durumlarını kontrol edilmelidir. Yıllardır süre gelen uygulamalarda görülmektedir ki cezanın arttırılması insanların suç işleme oranını da arttırmaktadır.

İnfaz düzenlemesinde yapılan yanlışlardan biride; kanunu bir hukukçunun bile anlamada sıkıntı yaşayabilir. Kanun herkes için anlaşılabilir olmalıdır. Açık ve net olarak düzenlenmeyen bu kanun uygulamada sıkıntılara yol açacak ve mahkemelerin iş yükünü arttıracaktır. Komedi gibi koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik hesaplamaları iç içe verilmiştir. Koşullu salıverilme süresi istisna suçlar hariç olmak üzere 2/3’ten 1/2 ‘ye indirilmiştir. Denetimli serbestlikte ise kişi koşullu salıverilme için ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin 4/5’ini iyi halli olarak geçirmelidir. Yani koşullu salıverilmeye esas alınacak sürenin (1/2’nin) (1/5’ini) denetimli serbestlikte geçirmesi mümkün olacaktır. Örneğin istisna suçlar hariç 20 yıl ceza alan birisi , (1/2) şartlı tahliye indirimi uygulanarak,10 yıl, 10 yıl infaz kurumunda geçirmesi gereken süreye  (1/5) denetimli serbestlik uygulanacak ve kişi son 2 yılını dışarıda 8 yılını infaz kurumunda geçirecektir.

Peki bu infaz düzenlemesi gerçekleşirken aile içi şiddetin 3 katına çıktığı, istismar olaylarının da 2 katına çıktığı gelen suç duyurularında tespit edilmiştir. Bu duruma karşı iktidar neden önlemlerini almamaktadır? İnfaz düzenlemesinin 6284 sayılı Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a, Türkiye’nin de taraf olduğu CEDAW sözleşmesine ve Çocuk Koruma Kanunu’na, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne uygunluğu sağlanmalıdır. Çocuğun üstün yararı gözetilmeli, tutuklu tüm çocuklar serbest bırakılmalıdır. Devlet 6284’e göre kadını ve şiddet gören aile bireylerini korumak zorundadır. Ceren Özdemir gibi olayların gerçekleşmemesi adına gerekli tedbirleri almalıdır.

Velhasıl kabak tadında infaz düzenlemesini kavun diye önümüze koydular. Halk haklı olarak katil, hırsız, istismarcı dışarıda, düşünce suçlusu içeride demektedir. İktidar yine halka kulaklarını kapatmış, bu sınavı da verememiştir!

 

 Av. Beyzanur Bektaş

YORUMLAR

  • 4 Yorum
  • Serdar Gulenay
    3 ay önce
    Eline sağlık. Analizler güzel olmuş.
  • Hasan Buğdaci
    3 ay önce
    Kaleminize ve gönlünüze sağlık. Bu güzel analiz ile gerçekleri yansıttığın için teşekkürler.
  • Nursen Çil
    3 ay önce
    Yazınızdan dolayı tebrik ederim Beyza Hanım.Gündemdeki konuyu çok güzel irdelemişsiniz.
  • Nursen
    3 ay önce
    Yazınızdan dolayı tebrik ederim Beyza Hanım.Gündemdeki konuyu çok güzel irdelemişsiniz.