Meral Akşener Grup Toplantısında seslendi : "Türkiye Bu anlayışla Yönetildikçe Nasıl Normale Dönebilir?"

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında açıklamalar yaptı.

Meral Akşener Grup Toplantısında seslendi : "Türkiye Bu anlayışla Yönetildikçe Nasıl Normale Dönebilir?"
10 Haziran 2020 - 11:46 - Güncelleme: 10 Haziran 2020 - 12:23

Meral Akşener'in konuşmasından satırbaşları şu şekilde:

Bu süreçte olağanüstü bir çaba gösterip,salgınla mücadelede çok büyük işler başaran, sağlık çalışanlarımıza, güvenlik güçlerimize, ve bizler evde kalabilelim, hayat devam edebilsin diye, çalışan tüm kahramanlarımıza,bir kez daha teşekkür ediyorum. Yaşılılarımıza teşekkür ediyorum. Of demeden 3 ay evlerine kapandılar. Gençlerimize büyük bir özveriyle evlerinde kaldığı için teşekkür ediyorum.
Salgının başından beri hükümeti defalarca uyardık.Milletimizin sesi olduk, önerilerde bulunduk, yanlış icraatlara eleştiriler getirdik. Kimisi yarım uygulandı, kimisi geç uygulandı, kimisi hiç uygulanmadı.
Buradan Sayın Erdoğan’ı uyarıyorum: Normale dönüş süreci, hastalığa dönüş süreci haline gelmesin!
Bilim kurulunun önerilerini harfiyen uygulayın.


Biz, “Milletin gündemini konuşalım, insanımızın dertlerine çözüm getirelim.” diyoruz;
Onlar, koltuklarının gündemini kovalamaya devam ediyorlar.
Gündem yaratmak için her türlü haksızlığı, hukuksuzluğu yapmaktan da geri durmuyorlar.

Akşener konuşmasında, gözaltına alınan Odatv Haber Müdürü Müyesser Yıldız'ı da gündeme getirdi.
Vatan millet sevgisinden, Atatürk sevgisinden, dürüstlüğünden kimsenin şüphe duymayacağı bir gazeteci olan Müyesser Yıldız’ı göz altına aldılar.İsmail Dükel’i göz altına aldılar.

Enflasyonun geldiği son durum ile ilgili açıklamalarında şunları söyledi:
Enflasyonun altında faizlerle, yine inşaat sektörü kurtarılıyor.Ne pahasına?
Bu ülkenin milli değeri olan kamu bankalarını, korkunç bir zarara uğratma pahasına…
Bu ülkenin kamu bankaları hepimizindir.
Bu bankaların ettiği zarar, vatandaşımın ödediği vergiden, hepimizin cebinden çıkıyor.
Ziraat Bankası’nın birinci görevi, inşaat sektörünü kurtarmak değil,
çiftçimize yardım etmek, kırsal kalkınmaya destek olmaktır.


Ülkemizin yaşadığı ve geçirdiği zor dönemde gerekli tedbirlere yönelik de açıklamalarda bulundu.
Olağanüstü dönemler, olağanüstü tedbirler gerektirir.
Bugünün acil eylem planı, bütüncül bir anlayışla iç piyasanın canlandırılması olmalıdır.
Vatandaş geçim derdi çekerken, işini kaybetmişken,harcama yapar mı? Tabiki yapmaz.
Dolayısıyla bir yandan istihdamı koruyacaksınız, diğer yandan tüketimi destekleyeceksiniz. Bunun başka yolu yok.
Bakın geçen senenin ortasından beri neler demişiz?
“Döviz kuru ile faizleri aynı anda düşürmek için, Merkez Bankası rezervlerini kullanmayın. Bu rezervler, ileride size lazım olacak.” demişiz.Damat Bey dinlememiş.Peki ne olmuş?Merkez Bankası’nın net rezervleri eksiye düşmüş.
“Döviz kuru ile faizleri aynı anda baskılama hevesiniz yüzünden, bütün vatandaşlar Türk Lirası’ndan kaçar, dövize yönelir.” demişiz. Damat Bey dinlememiş. Peki ne olmuş? Bugün mevduatların yarısı dövizde. Dolarizasyon dediğimiz problemi azaltmak için, polisiye tedbirlerle tasarruf sahipleri vergilendiriliyor.
 
“Bütçe dengesi çok bozuldu; Merkez Bankası’nın yedek akçesini, Varlık Fonu’na devredilen şirketleri, yani bu ülkenin varlıklarını, har vurup harman savurmayın.” demişiz. Peki ne olmuş? Salgın sürecine bozuk bir bütçe ile girmişiz.

Akşener konuşmasında tarımın ülke ekonomisindeki yeri ve önemi ile ilgili fikirlerini ve düşüncelerini de şu cümleleriyle paylaştı;
Tarımda kendine yetebilen ülkelerden biriyken, son 18 yılda, her şeyi ithal eden bir ülke haline geldik.
Tarımdaki hasılamız, son 10 yılda, 75 milyar dolardan 45 milyar dolara düştü.Tarımdaki nüfusumuz, %7’ye düştü, çalışanların yaş ortalaması 51’e çıktı.


Tarım Türkiye’nin gözbebeğidir. O nedenle, iktidara geldiğimizde, çok hızlı bir biçimde, tarımdaki yapısal sorunları reformlarla giderip, büyük bir kırsal kalkınma hamlesi başlatacağız.
Tarımı kâr garantili bir iş kolu haline getireceğiz.
Türkiye’nin tarım envanterini çıkartacak ve uzun vadeli bir plan çerçevesinde tarımı geliştireceğiz. Üretici kooperatiflerini, artan bir şekilde tedarik zincirine dahil ederek, hem küçük çiftçiyi koruyacağız, hem de gıda fiyatlarını ucuzlatacağız. Tarıma yatırım yaparak, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını azaltacağız. Yeni nesil tarım girişimcileriyle, güçlü aile işletmeleri kuracağız.

 
Dünyada tarım dönüşüyor. Modern tarımda, genetik bilimi var. Modern tarımda, bilişim var. Biz tarımı, bütün paydaşlarıyla birlikte ele alacak ve tarımda bir teknolojik dönüşüm seferberliği başlatacağız.
İYİ Parti’nin iktidarında kırsal kalkınma, Sanayi 4.0 kadar önem verilen ve birbirine entegre bir biçimde ele alınan bir alan olacak. Gıda tedarik zincirinin güçlendirilmesinde, tarımda verimliliğin arttırılmasında,
Sanayi 4.0’ın getirdiği bütün imkanları, çiftçimize, kırsalda yaşayan vatandaşımıza kazandıracağız. Böylece her karış toprağımızın, en verimli şekilde kullanılmasını sağlayacağız.
Tarımda rekabet etmek istiyorsak, öncelikle bilim üreten kurumlarımızın rekabet edebilmesi gerekir. Bu vizyon doğrultusunda: Dünya çapında tohum üretim merkezleri kuracağız. Dünya çapında araştırma merkezlerimiz ve üniversitelerimiz olacak.
İzleyeceğimiz bütün bu politikalar sonucunda Türkiye’yi, çiftçisinin mağdur edilmediği, bölgeler arası gelir farkının azaldığı, vatandaşının gıda güvenliğinin sağlandığı bir ülke haline getireceğiz.
Bunları gerçekleştirmek hayal değil. Yeter ki, milletini düşünen bir iktidar, demokrasi ve hukukun egemen olduğu bir yönetim sistemi olsun. Ama bunlar Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile olmaz.


Konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenen Akşener şunları ifade etti;
Sayın Erdoğan;
Bu düzenle memleketin uçuruma sürüklendiğini anla artık. Demokrasi olmadan ekonomik kalkınma olmayacağını anla artık. Hukuk olmadan Türkiye’nin uçmayacağını anla artık. Milletin sesini duymadan hizmet olmayacağını anla artık. Ama anlamıyorsun… Dün akşamki konuşmanda hala çıkmış diyorsun ki; “İstiklal harbimiz sonrasında, dünyadaki büyük dönüşümleri gerçekleştirmekte yeterince başarılı olamamıştık.” Bu ne demek Sayın Erdoğan? Atatürk’le hesaplaşmaktan kurtul artık… Atatürk kompleksinden bir sıyrıl, bir rahatla artık.

 
O beğenmediğin Atatürk, savaştan çıkmış, yanmış yıkılmış bir Türkiye’de, Cumhuriyeti kurdu. 1929 büyük dünya buhranına rağmen, Uçak fabrikası yaptı. Vagon fabrikası yaptı. Kağıt fabrikası yaptı. Sümerbank bez fabrikalarını yaptı. Şeker fabrikalarını yaptı. İş Bankası’nı kurdu. Ve, O beğenmediğin insan, bunların hepsini 15 yılda yaptı…
 
Peki 18 yılda, sen ne yaptın Sayın Erdoğan? Olanı sattın. Müşteri garantili yol, köprü, havaalanı yaptın. Ha, bir de duble yol yaptın. Söyle bakalım, Atatürk’ün yapamadığı neyi yaptın Sayın Erdoğan? ekonominin güven tazelemesi, yatırım ikliminin oluşması için, Türkiye’nin yeni bir umuda ihtiyacı var. İnsanımızın geleceğe dair güvene ihtiyacı var. Gençlerimizin yeniden hayal kurabilmeye ihtiyacı var.
 
Gelin, Memleket Masasında buluşalım. Gelin, birlikte bir çıkış yolu bulalım ve bu yola hepimiz imza atalım.
Milletimiz, biz kavga edelim diye değil, çözüm bulalım diye oy veriyor. Bir kez olsun, çekişmeleri bir kenara bırakıp, Türkiye için, Türk milleti için birlik olalım. Önce Türkiye’yi içinde bulunduğumuz krizden çıkartalım,
sonrasında İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter sisteme geçip, insanımıza hak ettiği Türkiye’yi sunalım. 








 

YORUMLAR

  • 0 Yorum