"RANTÇI ZİHNİYET BU HALE GETİRDİ"

Rant kaynağı ‘mega projelerin’ gözdesi İstanbul alarm veriyor! Ülkenin yükünü neredeyse tek başına sırtlayan Marmara, son sinyalini müsilajla verdi. Uzmanlara göre iktidar, projeleri için doğayı feda ediyor.

"RANTÇI ZİHNİYET BU HALE GETİRDİ"
10 Haziran 2021 - 12:31
Rant kaynağı ‘mega projelerin’ gözdesi İstanbul alarm veriyor! Ülkenin yükünü neredeyse tek başına sırtlayan Marmara, son sinyalini müsilajla verdi. Uzmanlara göre iktidar, projeleri için doğayı feda ediyor.

ÜLKENİN YÜKÜ MARMARA’NIN ÜZERİNDE
İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi, tüm ülkenin yükünü neredeyse tek başına sırtlıyor. Nüfusuyla en az 131 ülkeyi geride bırakan İstanbul, iktidarın mega projelerini yürüttüğü merkez nokta. Sanayinin gözde bölgesi olan Marmara’da çevre, ulaşım, hava kirliliği, su kaynaklarının azlığı ve temiz olmaması başlıca gelen problemler arasında. Müsilaj ise bunun görünen son örneği. Şimdi Ege ve Karadeniz bölgelerine kadar uzanan deniz salyası, ilk olarak Marmara Denizi’nde görüldü. Uzmanlara göre tüm bu problemlerin kaynağı ise düzensiz kentleşme, iktidarın ‘öve öve bitiremediği’ mega projeler ve bilime kulak tıkanması. Marmara Bölgesi’nin son durumunu BirGün’e değerlendiren Şehir Plancısı Doç. Dr. Pelin Giritlioğlu, kıyılarda yapılan hatalı uygulamalarla, yeraltı sularını kurutulduğunu söyledi. Bunların sonucunda denizin ısınmasına da sebep olunduğunu aktaran Doç. Dr. Giritlioğlu, şöyle konuştu: “Dayatmacı, bilimi görmezden gelen projelerle kentlerin üzerine daha fazla yüklenmemek gerektiğini müsilaj bize gösterdi. İstanbul öncelerden beri tüm yoğunlukları çeken bir merkez olmuştu. Tek büyük kent dediğimiz bir model bu aslında. Kentlerle aslında ülkeler kendilerini pazarlar durumdalar. Ama küreselleşme sürecinin öncesinde de, Erken Cumhuriyet dönemi hariç, İstanbul aynen bu politikayla önetiliyordu. Erken Cumhuriyet döneminde dengeli bir nüfus geliştirme politikasının ürününü vermişti. Sonraki bütün dönemlerde ise ne yazık ki İstanbul bütün ülkenin yükünü sırtlayan bir şehir haline geldi. Bütün yatırımlar buraya yapıldı.”

‘DOĞRUDAN GÖÇ’ BÖLGEYİ TÜKETTİ
Tüm yatırımların İstanbul’a yapılması sonucunda ‘kademeli’ değil ‘doğrudan’ bir göç yaşandığını aktaran Giritlioğlu, bu politikaların şimdi de mega projeler aracılığıyla sürdürüldüğünü ifade etti: “Bir taraftan kente ihanet ettik deniyor ama aynı politika ısrarla devam ediyor. İstanbul ve büyük kentler ne yazık ki tüketim kimliğiyle yapılandırılıyor. Küresel sistem bize bunu dayattı. 1980’lerden bu yana sistematik bir şekilde sanayimizi ve üretim fonksiyonlarımızı kentlerden desantralize ettik. İstanbul da bundan payını aldı. 1950’lerde sanayi kenti haline gelmişken, 2000’li yıllarda üstünden sıyırdı attı. Üreten kent olmaktan çıktı. Sadece tüketim kenti olarak şekillendirildi. O yüzden her mahallede AVM var ve dışa bağımlıyız. Afet ve ekonomik risklere karşı daha kırılgan, savunmasızız.”

“SUSUZLUK TEHLİKESİ KAPIMIZDA!”
Doç. Dr. Giritlioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu projeleri belki tüm dünya yapıyor ama ormanlarını, su havzalarını, mera alanlarını, tarım alanlarını mega projelere feda etmiyorlar. Biz ne yazık ki bunları yok ederek ‘gelişme’ yolunu izlemeyi tercih ettik. Doğayı önemsemedik. Kanal İstanbul’la sazlı bostanın bir kısmı ayrılacak. Böyle bir şey mümkün mü? Doğaya müdahale ettiğimiz sürece bu felaketler katlanarak yaşanacak. Kanal İstanbul’da en az iki milyon nüfus bu bölgeye yayılacak. Biz bu nüfusu nasıl besleriz, nasıl istihdam yaratırız, ulaşımı nasıl çözeriz meselesini ortaya koyamıyoruz. Çünkü planlarımızın hepsi şu anda yerle bir olmuş durumda. Mega projeler 2009 planının tam aksini yapıyor. Bu plan ormanları koruyalım diyor, su havzalarını koruyalım diyor, karayolu baskısını azaltalım diyor; biz daha fazla karayolu yapıyoruz.”

E-Gazetem.com
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum