Salgın Sonrası Yeni Bir Dünya

Salgın Sonrası Yeni Bir Dünya
20 Nisan 2020 - 12:08 - Güncelleme: 23 Nisan 2020 - 13:16






Salgın Sonrası Yeni Bir Dünya

 Tüm ülke ve insanlık olarak şimdiye kadar görmediğimiz, bilmediğimiz ve gelecek konusunda tahmin edemediğimiz bir durum ile karşı karşıya bulunuyoruz. Bu konuda tecrübelerimiz ve deneyimlerimiz çok az ya da yok. Akıllı ve basiret sahibi insanlar ve toplumlar bu durumu hayata format atmak ve yeni bir bakış açısı geliştirmek için bir fırsat olarak bilirler. Toplumun ve sistemin iyi yönde değişimi için belki bir fırsattır bu salgın.

 

Peyami Safa “Fakirlik ve hastalık dirilticidir; korkutur ve iradeyi kamçılar; uyuklayan enerjileri ayaklandırır. Başarmak için korku da ümit kadar şarttır. İnsana fakirliğin ve hastalığın öğrettiklerini hiçbir okul ve kitap veremez” diyor. Gerçekten de hastalık ve yokluk ciddi birer eğiticidir. Hem birey hem de toplum olarak “bir musibet bin nasihatten iyidir” sözünü yaşayarak öğrendik. Şimdi artık adımlarımızı daha dikkatli atacak ve yoğurdu üfleyerek yiyeceğiz.

 

Veba Salgını Avrupa’da Rönesans hareketlerini tetiklemiştir. Şimdi Korona Salgını da toplum ve sistemlerin olumlu değişimi için belki de uyarıcı bir musibet olacaktır. Tüm dünyada zihinsel dönüşüm yaşanacak, belki de insanlığın yaşam felsefesi değişecek. Haz peşinde değil anlam peşinde koşanların sayısı artacak. Maneviyata ve inanca yönelim daha çok olacak. Yardımlaşma duygusu gelişecek, benmerkezcilik yerine toplum temelli düşünce yapısı ön plana gelecektir.

 

Gelecekte bu salgının nasıl biteceğini, nelere mal olacağını, ekonomimizi ve dünya düzenini nasıl etkileyeceğini, bu sürecin ne kadar süreceğini bilmiyoruz ve bilmek elimizde de değil. Bildiğimiz ve elimizde olana yoğunlaşmak ve bu süreçten faydalı çıkmak en akıllıca olan yoldur. Sağlıklı yaşamın, varlığın, özgürce dolaşmanın değerini tecrübe ederek bir kez öğrendik.

 

Martin Luther King “Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik. Lakin bu arada çok basit bir sanatı unuttuk; Kardeş olarak yaşamayı!” diye gelinen noktayı ne güzel özetlemişti. Asıl mesele kuş olup uçmak değil, asıl mesele “Zümrüdüanka” misali küllerimizden yeniden doğabilmek ve bu yeni dünyada yerimizi alabilmek. Evet şimdi yaptıklarımızdan sorumluyuz ama geleceğe de en güzel şekilde hazırlanmak da görevimiz. Gelecekte nasıl bir dünyaya uyanacağımızı bileceğiz ve hazırlıklarımızı o gün için yapacağız.

 

"Geleceği görmek deli işidir" derler. Buna ancak en cesur zihinler cüret edebilir. Bugünlerde hayatın her alanında, bilim ve teknolojideki büyük ilerlemeler ve küresel salgın krizinden kaynaklanan büyük ve hızlı bir değişime tanıklık ediyoruz. Ancak bu değişimin nereye varacağına ilişkin hiçbir fikrimiz yok. Peki salgın geçip gittikten sonra nasıl bir dünya olacak? Siyasette, ekonomide, toplumsal ilişkilerde neler değişecek? Sorunun cevabını bugünden yarına kolayca vermek mümkün değil. Bütün bunlar üzerine çok daha detaylı düşünmek gerekiyor. Gelecek konusunda birçok belirsizlikler var. Ancak bildiğimiz bir şey varsa o da dünyanın artık eski dünya olmayacağı.

 

Kimsenin öngöremediği bir hızla gündelik yaşamdaki sıradan alışkanlıklarımız şimdi lüks oldu. Bırakın açık havada arkadaşlarla çay/kahve içmeyi; yakınlarımızla sarılıp kucaklaşmayı; sinemaya, konsere, maça gitmeyi; neredeyse işyerindeki sıkıcı toplantılar bile burnumuzda tütmeye başladı. Belli bir süre sonra bu kabusu atlatabilir, küçük keyiflerimizi tekrar yakalayabiliriz. Ne var ki Korona salgınının önemli toplumsal değişiklikler yaratacağını da şimdiden öngörmeli ve hazırlığımızı ona göre şekillendirmeliyiz. .

 

Salgın hastalık nedeniyle evde kaldığımız şu günlerde hayata ve dünyaya dair yeni bir bakış açısı geliştirmenin tam vaktidir diye düşünüyorum. Sevdiğim bir şarkıda “Sil baştan başlamak gerek bazen, hayatı sıfırlamak, sil baştan sevmek gerek bazen, her şeyi unutmak” diye bir bölüm var. Zaman zaman hayata format atıp yeniden başlamak, yeni bir bakış açışı ile hayatı dizayn etmek, dost ve düşman bildiklerimizi yeniden gözden geçirmek, yaptıklarımızı ve yapamadıklarımızı çek etmek gerek. Aramadıklarımızı aramak,  üzdüklerimizin gönlünü almak, ihmal ettiklerimizi hatırlamak gerek. Söylediklerimizi, söyleyemediklerimizi, takdir ettiklerimizi, yerdiklerimizi gözden geçirmek gerek. Sessiz kaldıklarımızı, fazla tepki verdiklerimizi, suya sabuna dokunmadıklarımızı bir film şeridi gibi hayal edip yeniden yola koyulmak gerek. Yeniden başlamak güzeldir. Hayata format atmak elzemdir. Şu ölümlü dünyada her şeyin geçici, her şeyin emanet olduğunu hatırlamak büyük bir nimettir. Sürekli koşturmaca içinde geçen hayatımızın bir döneminde durup derin bir nefes almak, kendimizi dinlemek, varlık sebebimizi düşünmek, hayatı sorgulamak ve yeniden anlamlandırmak için belki de bu bir fırsattır.

 

İyilik paylaşılırsa iyilik, kötülük paylaşılırsa kötülük çoğalır İyilik hikayelerini dinleyenler iyiliğe doğru adım atıyorlar. Bu hikayeleri artırmalı, çevremize yaymalı ve paylaşmalıyız. Haber kaygısı ile televizyon ekranlarında ve gazete sayfalarında paylaşılan şiddet, zulüm ve tüm olumsuzluklar insanlığın üzerine kara bir bulut gibi yayılmakta ve toplumsal karamsarlığa zemin hazırlamaktadır. İçimizi ısıtan, yüzümüzü güldüren, yüreğimize su serpen güzel işler haber yapıldığında insanlığın üzerine umut güneşi doğmaktadır. İyilik hikayelerini artırıp çevrenize yaymalı, iyiliğin galip gelmesi için iyilere destek olmalıyız. Bir kanser hücresinin çoğalıp tüm sağlam hücreleri yok etmesine izin vermediğimiz gibi bir kötünün binlerce iyiliği yok etmesine müsaade etmemeliyiz.

 

Hani bir şarkı sözü vardı “Yenik düşüyor her şey zamana. Biz büyüdük ve kirlendi dünya” Yeni Türkü grubunun bir şarkısıydı. İnsanlığın ne hale geldiğini en güzel şekilde özetliyor belki de. Ne acı, ne yazık. Sadece dünyanın çevresini kirletmedik, beyinler kirlendi, düşünceler kirlendi, bakışlar kirlendi. Vahşet kol geziyor, şiddet almış başını gidiyor. Yangınlar, salgın hastalıklar gün geçtikçe daha çok can yakıyor.

 

Yeni bir dünya düzeni kurulacak. Hayata yeni bir bakış açısı ile bakmak gerekecek. Yeni bir ekonomik seferberlik ve çalışma başlatacağız. Her şeyin telafisinin mümkün olduğunu ancak insan hayatının telafisinin olmadığını bilerek çalışmalarımızı yürüteceğiz. “Pandemilerin hikayeleri sonradan yazılır filmleri salgının ardından çekilir” diye bir deyim var. Gelin biz şimdiden nelerin değişebileceğine şöyle birlikte bir göz gezdirelim:

 

1.Sağlığa ve Koruyucu Sağlığa Yatırım: ABD de yaşanan 11 Eylül Saldırısı sonrası savunma sanayiine ve silaha pek çok ülke büyük yatırımlar yaptı. Ancak sağlık hizmetleri aynı oranda desteklenmedi. Özellikle koruyucu sağlık hizmetleri ikinci plana itildi. Sağlığın içinde tedavi edici hekimlik öne geçti. Şimdi gördük ki, koruyucu hekimlik tarihin her döneminde olduğu gibi en önemli konu olmaya devam edecek. Ülkeler ve insanlar sağlığın korunmasına yatırım yapacaklar ve bu konuyu öncelikli gündem maddesi haline getirecekler. Ayrıca ülkelerarası ticaret ve ilişkiler göz önüne alındığında koruyucu sağlık konusundaki çalışmaların işbirliği içinde yürütülmesinin de önem arz ettiği unutulmamalıdır.

 

Sadece sağlık yatırımları değil, tüm yatırımlar yeniden gözden geçirilecektir. Bir adım atılırken insan odaklı düşünerek, neyin öncelikli, neyin lüks ve ertelenebilir olduğu daha dikkatli ele alınacaktır. Hükümetler yatırım planlarını yeniden gözden geçirecektir. İnsanı merkezli bir sistemin gerekliliği tartışmasız gündemin ön sırasında yer alacaktır. Yerli ve milli ilaç, aşı ve cihaz politikaları hızlandırılacak, bu konuda toplumun yöneticiler üzerindeki baskısı artacaktır.

 

Sağlıklı beslenme, spor, doğal sağlıklı yaşam konusunda tüm toplumun bilinçlenmesini için çalışmalara ağırlık verilecektir. Sigara, nargile vb kötü alışkanlıklardan toplumun kurtulması için gerekli önlemler alınacaktır. Tansiyon, şeker gibi kronik hastalıkların tedavisi yanında önlenmesi konusunda sürekli olarak halk sağlığı ve bilinçlendirme çalışmalarına hız verilecektir.

 

2-Sistem ve Yönetim Değişiklikleri: Harward Üniversitesinde uluslararası ilişkiler profesörü Stephen Walt salgının dünya genelinde milliyetçilik hareketlerinin yükselmesine neden olacağını düşünüyor. Pandemiye karşı verilen cevabın ülkeden ülkeye farklılık göstermesi nedeniyle gücün Avrupa'dan Asya'ya kaymaya devam edeceğini belirten Walt, "Covid-19 refahın ve özgürlüğün daha az olduğu bir düzen yaratacak" diyor.

 

Öncelikle rekabeti, bencilliği, adam sendeciliği kutsayan, “gemisini kurtaran kaptan” zihniyetine dayalı neoliberalizmin inandırıcılığı iyice zayıflayacaktır. Margareth Thatcher’ın “Toplumlar yoktur insanlar vardır” vecizesiyle simgelenen “piyasa toplumu” ideolojisi yara alacaktır. İnsan türünün kaderinin ortak olduğu yargısı güçlenecek, bir virüs karşısındaki aczimizden yola çıkarak savaşların, terörün, şiddetin anlamsızlığı daha iyi anlaşılacaktır. Sorunların çözümündeki kolektif iradeyi harekete geçirmenin, toplumsal dayanışmanın, kamusal sorumluluğun önemi daha iyi kavranacaktır. Bilgiye, bilime, liyakata saygı artacaktır. Dünyayı kirletmenin bir bedelinin olduğu bilinciyle “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” düşüncesi ile hareket edilmeyecek ve doğanın ve evrenin dengesinin korunması konusunda herkes elini taşın altına koyacaktır.

 

3-Bürokrasi ve Gereksiz Engeller Kaldırılmalıdır: Kamuda evrak ve başvurularda yaşanan çok gereksiz bir sürü prosedür olduğu aşikardır. Öncelikle e - devlet uygulaması tüm kurumlarda hayata geçirilmelidir. Gereksiz ve sonu gelmez toplantılar son bulmalıdır. Toplantı yapmaktan iş yapmaya fırsat bulamayan idareciler, halk için yapılan çalışmaların her şeyden önemli olduğunu akıllarına getirmelidir. “Müdür bey nerede?” sorusuna her seferinde “toplantıda” diyen özel kalem görevlileri yerine “makamında sizleri bekliyor” cevabını almak istiyor insanımız. Bir ilde ilçe müdürleri, kaymakamlar vb toplantıları bir saat kadar sürerken çok uzak ilçelerden saatlerce uzak ilçelerden gelen yöneticiler dikkate alınmalı, onların bir gününe mal olmaması için çok gerekmedikçe toplantılar telekonferans yöntemiyle ve kısa süren toplantılar şekline dönüştürülmelidir.

 

Bankalar ve kurumlar başvurularda kişinin TC numarası ile tüm bilgileri görebilir ve hiçbir evrak gerekmeden işlemlerini yürütebilirler. Yeni kimlik kartları ile ilgili planlanmış olan düzenlemeler en kısa sürede hayata geçirilmelidir. Market ve işyerlerinde temassız kartlarla ödemeler yapılabilir hale gelmelidir. Para taşıma zorunluluğu ortadan kaldırılmalıdır. (Yapılan araştırmalarda bazı paraların üzerinde 26 bin bakteri ve virüs saptandığı gerçeği unutulmamalıdır)

 

İngilizce de “fast forward” diye kasetin ileri sarılması anlamına gelen bir ifade var. Korona salgınının ekonomide, toplum hayatında, kültür ve alışkanlıklarımızda zaten var olan bazı eğilimleri hızlandırarak belirgin hale getirmesi beklenebilir.

 

4-İnternet Üzerinden Yapılan İşlemler Artacak: Evden çalışılabilen işlerle fiilen dışarıda icra edilmesi gereken meslekler arasındaki ayrım artıyor. Eve siparişle gelen market alışverişi, uzaktan eğitim, paketle yiyecek servisi gibi iş kolları bu süreçten avantajlı çıkacaktır. Bu hizmetlerin hiçbiri yeni olmamakla birlikte, insanların alışkanlıkları ve tercihleri değişecektir.

 

5-Belirli Mesleklerde İşsizlik Artacak: İşyerlerinde insanın yerine robotları, drone adı verilen insansız hava araçlarını ikame etme uygulamaları yaygınlaşacaktır. Salgını fırsat bilen şirketler, daha az işçiyle faaliyetlerini sürdürmek için bu süreci teknolojik dönüşüm için fırsata dönüştürmeye çalışacaklardır. İletişim, bilişim sektörlerinde yeni ve kalifiye işgücüne ihtiyaç artacaktır. İşsizlik oranının daha yüksek olduğu gençler, ekonomik krizin yaygınlaşması, yaşlıların emekliliğe yanaşmaması sonucu iş bulmakta güçlük çekmeye devam edecekler. Buna karşın salgın dönemi dijital becerilerin önemini öne çıkaracağı için bu anlamda önceki kuşaklara göre işgücü piyasasında avantaj sağlayacaklardır.

 

6-Evden Çalışma Modellerinde Artış: Bazı işlerde evden çalışma kalıcı hale gelecek. Zamanın bir kısmını işyerinde, bir kısmını evde geçirme pratiğinin benimsenmesi sonucu daha küçük ofisler, odaları-masaları dönüşümlü kullanma modeli yaygınlaşacaktır. Buna karşın emek kesiminin çalışma günleri ve saatlerinin azaltılarak mevcut işlerin paylaştırılması talebinin uygulanabilir olduğu ortaya çıkacaktır. Evden çalışma modelleri yaygın olarak tercih edilen çalışma usulleri içine girecektir.

 

7-Tıp Konusunda Değişiklikler: Tele-Tıp diye bilinen ve raporların ve verilerin internet üzerinden değerlendirilmesi, hekimler arası konsültasyon dediğimiz istişare daha çok elektronik sistemler üzerinden yapılabilecektir. Sağlık çalışanlarının önemi bir kez daha tüm toplum kesimleri tarafından anlaşılmıştır. Liyakat sahibi, öğrendiği bilgileri insanlığın yararı için hayata geçiren tıp adamlarını yetiştirme konusunda yeni bir bakış açısı gerekliliği ortadadır. Bu sahada Ar-Ge yatırımları desteklenecektir. Çok fazla tıp fakültesi açmak yerine tecrübe, deneyim sahibi doktor ve sağlıkçı yetiştirmenin yolları aranmalıdır.

Sosyal medyada herkes doktor ve uzmanmış gibi bir şeyler paylaşmaktadır. Bu konuda sınırlamalar getirilmelidir. “Sağlığın reklamı olmaz” Çalışmalarını herkes bilimsel çerçevede yapmalı, sosyal medyayı insanların ümitlerini yönlendirme amacı olarak kullanamamalıdır.

Yoğun bakım konusunda daha yeni adımlar atılacak, yerli ve milli cihaz üretimleri desteklenecek ve kendi kendimize yeter hale gelebilecek çalışmalar bir an önce yapılacaktır. Yoğun bakımlar konusunda uzman hekim ve sertifikalı yardımcı sağlık personeli yetiştirmeye daha çok önem verilecektir.

 

8-Tarımsal Üretimin Önemi: Yerli, milli tohum ve organik tarım konusunda büyük gelişmeler yaşanacaktır. Tarım konusunda ülkeler kendi kendine yetecek seviyeyi hedefleyeceklerdir. Tarımsal sanayi hız kazanacaktır. Tarım alanlarının korunması tekrar gündeme gelecektir. Yerli ve milli tarım politikası öne çıkacaktır. Tarıma verilen destekler gözden geçirilecek ve daha etkin olması için planlamalar yapılacaktır. Ekilebilir arazi çalışmaları hız kazanacaktır. Devletin görevi planlama, destekleme, çiftçilerin eğitimi ve yol göstericiliktir. Ziraat fakültelerinin sistemin içine dahil edilmesi kaçınılmazdır. Kooperatifçilik, lisanslı depoculuk ve tarımsal enstitü faaliyetleri öncelikli hale getirilecektir.

 

Salgın geçtikten sonra alışkanlıklarımızı değiştireceğiz. Eskisi gibi olamayız. Yerli ve organik tarıma daha çok önem vereceğiz. Kimyasallarla zehirlendiğimiz yeter. Üniversiteler yerel tohum ıslahı yapacak, özel sektör destekleyecek. Herkes bu konuda tarımsal alanda yapılacak seferberlikte üzerine düşeni yapacaktır.

 

9-Sosyal Organizasyonlar Gözden Geçirilecek: Konserler, futbol maçları, sinema salonları, eğlenceler ve düğünler yeni bir bakış açısı ile ele alınacaktır. Bugün Korona yarın başka bir salgın olabileceği öngörülerek hareket edilecektir. Artık bu tür sosyal organizasyonlar yeni bir bakış açısı ile yeniden, insan odaklı, hijyene ve karşılıklı saygıya dayalı olarak dizayn edilecektir. İnsan yaşamı ve sağlığı düşünülerek tüm bu uygulamalarda devletin denetleyici ve kontrol edici fonksiyonu devreye girecektir. Toplu taşıma, pazar yerleri, festivaller, çarşılar, alışveriş merkezleri yeniden insani çizgilerde gözden geçirilecektir. Kafeteryalar, nargile salonları, sigara içilen mekanlar sağlık açısından yeniden sorgulanacaktır.

 

İnsan olarak, evlerimizde ailelerimiz ile birlikte vakit geçirebilmeyi, kitap okumayı, yardımlaşmayı, komşuluğu, doğaya saygıyı, sosyal mesafe kavramını, el yıkama ve hijyeni, kendini korumak kadar başkalarının da hayatına saygı duymayı öğrendik. Televizyon programlarını gördükçe içeriğinin ne kadar boş olduğunu sorgulamayı ve bir bilgi sahibi olmadığı halde fetva veren, şov yapan liyakatsiz insanları izledikçe tartışma programlarına katılım şartlarını yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini fark ettik.. Liyakat ve bilgi sahibi olmayan şovmenlere bu tür programların yolunu kapatılmasının en doğru seçenek olduğunu gördük. Sokağa çıkma yasağı ilan edilince bazı kişilerin fütursuzca kendilerini kaosun içine attıklarını gördük. Bunun sonucunda nasıl deprem tatbikatı, yangın tatbikatı yapıyorsak karantina günlerinde sokağa çıkma yasağı konusunda da devletimizin zaman zaman tatbikatlar yapması gerektiğini anladık. Yaşam alanlarımızı, yeşil alanları yeniden insan merkezli gözden geçirmemiz gerektiğini idrak ettik. Mimari planlarımızın nasıl masa başında yapıldığını ve insan ruhuna uygun olmadığını gördük. Satılacak binalar değil yaşanacak mekanlar yapmanın daha önemli olduğunu tüm toplum olarak bir kez daha yaşayarak öğrendik.

 

10-Eğitimin Sürekliliğini Sağlayacak Önlemler: Uzaktan eğitim kavramı yeniden ele alınmaya başlandı. Bu konuda yatırımlar artacaktır. Eğitimin sürekli olması gerektiği gerçeği unutulmadan yeni planlamalara ihtiyaç vardır. Televizyon, tablet ve bilgisayarları hatta telefonları birer oyun aracı olmaktan kurtarıp geleceğimizin yetiştirilmesinde önemli bir araç haline getirmenin çarelerini aramalıyız. Liyakatli, bilgili, iletişim konusunda yetenekli eğitimcilere duyulan ihtiyaç ortadadır. Eğitim fakültelerine format atmak, eğitim meselesini devlet meselesi olarak görmek, sistem değişikliğini çok gerekmedikçe sık sık yapmamak, akşamdan sabaha değişen sistemlerden kurtulmak herkesin ortak beklentisidir. Atılan adımların daha kaliteli hale getirilmesi ve ülkenin her yanındaki öğrencilerin yararlanabileceği hale getirilmesinin önemi ortadadır.

 

11-Ekonomide Taşlar Yerinden Oynayacak: Salgın tüm dünyada ekonomide taşları yerinden oynatacaktır. Her sektör kendince zarar görecek ve negatif payını alacaktır. Gün geçtikçe ekonomik sıkıntılar tüm ülkeleri etkileyecektir. Aylardır dünya gündeminin ilk sırasını meşgul eden Korona virüs salgınının ne zaman sona ereceği sorusu sorulurken salgının geride nasıl bir etki bırakacağı da merak ediliyor. Birçoklarına göre salgının dünya ekonomisi üzerinde kalıcı etkisi olacaktır. Ekonomik açıdan dünyayı sarsan 2008 kriziyle karşılaştırılan pandemi, Berlin duvarının yıkılışı gibi yakın tarihin en önemli olaylarından biri olarak şimdiden kayıtlara geçmiştir.

 

Yatırımlar yeni bir bakış açısı ile yeniden gözden geçirilecek, bazı yatırımlar iptal edilecek, bazıları ise değişik bir yatırıma kaydırılacaktır. En önemlisi işsizlik ile ülkeler uzun süre mücadele edecektir. Devlet ve millet el ele verirse zorluklar daha kolay atlatılacaktır. Büyüme hedefleri yeniden belirlenecektir. Bazı ülkeler IMF kıskacına girecek ve zorluklarla karşı karşıya kalacaktır. Dünyada yeni paktlar ve anlaşmalar sonucu farklı birliktelikler oluşacaktır. Turizm sektörü en fazla etkilenen sektörlerden biri olacaktır. Kültür ve sanat ile sinema gibi yatırımlar uzun sürecek bir toparlanma dönemine girecektir. Dünyada yeni bir para sistemi gündeme gelebilecektir.

 

12- Dünya Sağlık Örgütü Sorgulanacak: Dünya Sağlık Örgütü bu salgından sonra yeniden yapılanacak, sorgulanacak ya da yeni bir teşkilatın kurulması kaçınılmaz olacaktır. Çünkü bazı ülkeler örgütün salgınla mücadele konusunda yetersiz kaldığı, çalışmalara öncülük edemediği, yetersiz kaldığı yönünde görüşler beyan etmeye başladılar.  Belki de bu tür salgınlar için bazı ülkeler ortak bir sağlık ve yardım teşkilatı kuruluşuna öncülük edeceklerdir.

 

Şimdi evlerimizdeyiz, şehirlerimizdeyiz, sakin alanlardayız. Yarınlarda hep birlikte çalışmaya, üretmeye, el ele verip yaralarımızı sarmaya ve “yeniden başlayanların Allah yardımcısıdır” diyerek yeniden yollara koyulacağız.

 

Sağlığımıza şükretmiş olarak evlerimizden çıkacağız. Yetinmeyi öğrenmiş olarak kapılarımızı açacağız. Gereksiz şikayetlerimizi unutmuş olarak yeniden başlayacağız hayata. Hiç kimseyi dışlamadan, “yaratılmışları Yaratan’dan ötürü severek” çıkacağız sahalara. Alçak gönüllülükle, yan yana yürüyerek yol alacağız.” Biz Bize Yeteriz” diyeceğiz ve atalarımızdan öğrendiğimiz imece usulü ile dükkanlarımızı yeniden imar edeceğiz ve “Bismillah” diyerek açacağız işyerlerimizi. Yeni güne başlarken yeni bir ümit kuşanacağız ve fabrikaların şalterleri birlikte  kaldıracağız. Soluduğumuz havanın, içtiğimiz suyun, dostluğun ve kardeşliğin ne güzel nimetler olduğunu öğrenmiş olarak çıkacağız tarlalara, stadyumlara, meclislere. Yaralarımızı birlikte saracağız, hastalarımızı birlikte tedavi edip, yaşlılarımızın dizlerinin önüne tekrar oturup onların iyilik hikayelerini can kulağı ile dinleyerek, iyilik hikayelerini tüm dünyaya yaymak için dağılacağız yeryüzüne. Haydin yeniden başlayalım, birlikte yol alalım, el ele vererek yeni hedeflere kilitlenelim.

 

​​​​​Dr. Muzaffer Yurttaş

​​​​    

YORUMLAR

  • 0 Yorum