Bekir Aksoy

Bekir Aksoy


1980 öncesi döneme doğru mu gidiliyor ?

24 Mayıs 2020 - 01:14

Son 15 gün içerisinde özellikle de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun aldığı kararlara bakılınca yurt içinde ve dışında acaba 1980 öncesi ekonomik düzene geri mi dönülüyor diye endişeler artmaya başladı.
 Endişe duyanlar da haksız sayılmazlar, çünkü hemen hemen her gün para ve finans piyasalarını ilgilendiren genellikle de kısıtlama, yasaklama kararları görüyoruz.  Özetlersek;
-7 Mayıs günü BDDK üç yabancı bankaya, (BNP Paribas SA, Citibank NA, UBS AG) Türkiye’deki bankalara karşı olan Türk Lirası yükümlülüklerini vadesinde yerine getirmediği için bir ayağı TL olan döviz işlemi yasağı getirdi, birkaç gün sonra ise söz konusu yasak kaldırıldı, soruşturmanın devam edeceğini BDDK Başkanın açıkladı.  Bu vesileyle belirtmek gerekir ki, 2018 kur krizinden sonra benzer nitelikli soruşturmalar söz konusu olmuştu. Bu soruşturmaların sonucu nedir, herhangi bir açıklama yok, öyle görünüyor ki, olacağı da yok.   
-14 Mayıs günü Avrupa’nın iki büyük menkul değer saklama ve clearing kuruluşu Euroclear ve Clearstream kuruluşları TL cinsi ödeme karşılığı teslimat işlemlerini 18 Mayıs gününden geçerli olmak üzere durdurdular.  20 Mayıs günü BDDK, daha önce yurtdışı bankaların veya yurtiçi bankaların yurtdışı şubelerinin TL. swap işlemlerindeki kısıtlarından bu 2 kuruluşu muaf tuttular.  Bunu da beyanlarında, finansal piyasaların olumsuz etkilenmemesi ve TL. cinsinden menkul değerlerin etkin ve verimli bir şekilde işlem görmesi için yaptıklarını söylediler.  
-21 Mayıs günü, BDDK altın alım satımında 100 gram ve üstüne bir günlük valör şartı getirdi. Artık, 100 gram altın almak istediğinizde bir gün bekleyeceksiniz. Geçen yılda 100 bin dolar döviz almak için bir gün valör uygulaması getirilmiştir ve halen geçerli.
-22 Mayıs günü ise altın alımlarında tıpkı bir yıl önce döviz alımına getirilen vergi düzenlemesine benzer şekilde binde 2 lik bir vergi getirildi.
Bunlar döviz ve finansal piyasalarla ilgili olanlar.  Mal piyasasında ithalata getirilen yeni gümrük vergileri bir ayda üçüncü defa ayrı paketler halinde uygulamaya konuldu. Bu kapsamda;
-Cumhurbaşkanlığı Kararıyla, önce 21 Nisanda, daha ziyade ara malı niteliğinde 3 bin, 12 Mayıs’da 2 bin dolayında nihai tüketim malı, ve 20 Mayıs günü ise ara malı, hammadde, tüketim malı olmak üzere 800 kalemin ithalatında gümrük vergileri yüzde otuz artırıldı. 
Beyaz eşya, mücevher, bilgisayar oyunu, kozmetik, lüks tüketim malları dışında asıl vergisi artırılan ürünlerin arasında sanayide ve üretimde kullanılan ve tekrar ihracata konu olan pek çok ara malı ve hammaddelerin ithalatına da gümrük vergisi konulduğu görülüyor. 
Her ne kadar açıklamalarda, korona salgını nedeniyle yerli sanayinin üretim kaybını telafi ve korunmasına yönelik önlemler yer alsada, getirilen vergilerin döviz çıkışını ve ithalatı engellemeye yönelik olduğu anlaşılıyor.  
Sevgili Dostlar;
Olan bitenin aslı esası şu; kamuoyunda döviz kur artışının seçmenin gözünde beceriksizlik ve kötü yönetim algısı yerine yıllardır sürdürülen özellikle de 2018 Brunson krizinden sonra bu topraklarda müşterisi her zaman bulunan “dış güçler ekonomimize saldırıyor, ülkemizin her alanda aktif olmasını hazmedemeyenler, bizi sahada yenemeyeceklerini anlayınca döviz üzerinden, faiz üzerinden yıkmaya çalışıyorlar” sloganına mesnet bulmak seçilen eylem ve işlemler. 
Mademki, dış güçler saldırıyor, o halde BDDK tarafından iki yıldır sürdürülen soruşturmalara ne oldu, daha bir hafta önce size saldıranların yasaklarını neden apar topar kaldırıyorsunuz?  İthal ürünler zaten artan döviz fiyatları nedeniyle pahalı hale gelmiyor mu?  Yerli sanayi bu durumda daha ucuza mal üretme imkanı elde etmeyecek mi?
Daha da ilginci ne biliyor musunuz, sevgili okurlar.
Yurt içinde yaşayan vatandaşlar son 1-2 yıldır yaklaşık 40 milyar dolara yakın TL. mevduatını dolara çevirmiş durumda. Kendi parasına güvenmeyip dolara dönen vatandaş aslında dış güçlere hizmet etmiyor mu, dış güçlerin taşeronluğunu yapmıyor mu?
Tüm bu olup bitenler karşısında, vatandaşlar haklı olarak soruyor, 1980 öncesine döviz kıtlığına veya sermaye kontrollerine doğru bir gidiş mi var? Maalesef pek çok alanda, siyasette, hukukta, temel hak ve hürriyetlerde, basın özgürlüğünde olduğu gibi ekonomide de gidiş geriye doğru.
Hatırlayalım, 1980’li yıllara kadar Türkiye, ithal ikamesine dayalı sanayileşme modeli ile korumacı ithalat rejimine bağlı, para piyasası açısından sıkı denetime ve sabit kur sistemine dayalı ve aynı zamanda negatif faizin uygulamada olduğu bir ekonomi modeline sahipti. Türkiye piyasayı normale döndürmek için 24 Ocak 1980 Kararlarıyla  serbest piyasa modelini uygulamaya koydu. İthal ikamesi modeli yerine ihracatı çeşitli teşviklerle destekleyen ihracat öncelikli modele dönüldü.  Hem mal hem de para piyasalarında serbestlik tercih edildi. AB’ye uyum için her alanda düzenlemeler, gümrük birliği anlaşmaları imzalandı. 1984 yılında sabit kur sistemi terk edildi, döviz kurunun piyasada belirlenmesi için adımlar atıldı, 1989 da Kambiyo Rejimi tamamen değiştirildi. 1994 krizinden sonra da negatif faiz, yani enflasyon oranının altında faiz uygulamasından vazgeçildi.
Şimdi ise kırk yıl sonra geldik, yine aynı tartışmalara, kaygılara.
Önceden ülkede tam demokrasi yok deniyordu, bu nedenle ileri demokrasiye geçiyoruz denildi. Demek ki ileri demokrasilerde kararlar ve uygulamalar geriye dönük oluyormuş. 
Ben yinede, 1980’li yıllara dönüş olacağını, sermaye kontrollerinin olabileceğini zannetmiyorum.  Teknoloji buna müsaade etmez, günümüzde yurt dışına para çıkarmak isteyen büyük firmalar, başta İstanbul Sermayesi bir şekilde yolunu bulur, yine çıkartır, zaten 3-4 yıldır çıkartıyorlar, yurt dışında global düzeyde şirketler kuruyorlar, ikinci üçüncü jenerasyon evlatlarını pardon ortaklarını yurt dışına eğitime, şube açmaya, iştirak kurmaya göndermediler mi? 
Ne olur, olsa olsa çok sıkışıldığında İş Bankası gibi işini iyi yapan kıymetli bankalardan başlayarak, ister yasayla ister yargı sopasıyla kamulaştırmalar olur.  Uzak ve yakın tarihimizde bu türden bolca örnekler yok mu zaten?
 
 
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum