Bekir Aksoy

Bekir Aksoy


Doğrular yapılmaya başlayınca

04 Ocak 2021 - 13:22

Son bir haftadır yakın çevremden şu türden sorular geliyor. Dolar neden düşüyor ve bu düşüş nereye kadar devam eder. Haliyle tasarruflarını dövizde değerlendiren de dolar borcu olanda bu türden soruların cevaplarını merak etmekte haklı, tasarruf sahibi doların değer kaybından memnun değilken borcu olan memnun görünüyor.  

Bu sorulara doğrular yapılmaya başlandı, devam ediyor cevabını veriyorum. Kasım ayında 8,5’ yi gören ABD Doları bugünlerde 7,35’ lere kadar düşmüş durumda, yaklaşık yüzde 12 düşüş var. Peki hangi doğrular yapıldı, bundan sonra ne olur?  

Öncelikle şunu belirtmek isterim, bizim şahıslarla isimlerle alıp veremediğimiz olamaz. Yapılan yanlışa karşı çıktığımız, yanlış dediğimiz gibi, doğruları kim yaparsa yapsın doğruları yazmakta, söylemekte bizim görevimiz olmalı, çünkü doğru her yerde doğrudur.  Şimdi gelelim doğrulara;

Öncelikle Kasım ayında irrasyonel ve maceracı ekonomi politikaları terk edilmeye başlandı, resmi ve fiili rakamlarla aradaki fark kapatıldı, gerçeklerle yüzleşildi. Resmi enflasyon oranının -her ne kadar bizim de içinde bulunduğumuz haliyle toplumun büyük bir çoğunluğunun kabul etmediği- yüzde 12 olduğu ve üretici fiyatlarının yüzde 20’lerde olduğu bir yapıda yüzde 8,25’lik bir TCMB politika faizi saçmalığından vazgeçildi.  Her hafta artan bir oranda ve miktarda dövize ve altına yönelmenin olduğu bir ülkede siyaseten “yeni bir strateji izliyoruz, yeni bir döneme giriyoruz, pik yapıyoruz” türünden söylemlerin karşılığının olmadığı anlaşıldı. Strateji, vizyon, misyon, irade, koordinasyon, eğilim vb. kelimeler belki sunumlarda seyircilere hoş gelebilir, ama iki yıl süreyle devam edemezdi, etmedi de. 

Merkez Bankası Kasım ayında 500 baz puan, Aralık ayında politika faizini 200 baz puan artırdı, toplamda 700 baz puan artırılmış oldu. Böylece politika faizi yüzde 17’ye yükseldi. Daha önemlisi, son iki ayda faiz toplantısı öncesi siyaseten Merkez Bankasına ayar verme söylemleri olmadı, Merkez Bankası yeni yönetimi de kendi kuruluş amacına uygun olarak açıklamalar yaptı, sunumlar gerçekleştirdi, sorulara ve şüphelere büyük oranda cevaplar verdi.  Umarız bu uygulama devam eder, herkes işini yapmaya çalışır, bilime, irfana, tecrübeye, istişareye değer verilir.  Kanaatimce bir insan için ister yazar, sanatçı, aydın olsun isterse bürokrat, siyasetçi, bilim adamı olsun en kötü şey; sırasıyla bilmemek, bilmediğini bilmemek, bildiğini zannetmek, bilenlere danışmamak ve dinlememektir.  “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu” ayeti bunu ne güzel anlatıyor. “Ya öğretmen ya öğrenen ya dinleyen ya da bilimi seven ol. Sakın beşincisi olma" ve “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” sözleri de ne kadar yerindedir. 

Diğer bir doğru uygulama, Merkez Bankası’nın çoklu faiz yönteminden vazgeçerek normalleşmeye ve sadeleşmeye gitmesi risklerin azalmasına ve CDS priminin 500 küsur baz puandan 300 küsur baz puana düşmesine neden oldu. Risk priminin düşmesinde hukuk ve demokraside reform söylemlerinin de etkisi oldu.  

Bundan sonra ne olur. Bilelim ki, faiz artırımı ve dövizdeki gerileme ekonomide tüm sorunları çözecek mucize bir araç değildir. Faizi artırarak kuru düşürebilirsiniz ama finansman maliyetlerini de yükseltmiş olursunuz. O nedenle faiz artışı geçici pansuman niteliğindedir, size zaman kazandırır, sorunları kökünden çözmez. Ekonomi yönetimi ve Merkez Bankası doğrusunu yapmıştır, yapmaya da devam etmektedir. 

Bundan sonra yapılması gereken uzunca bir süredir sürekli geriye giden ve her alanda güvensizliğe yol açan hukuk devletine dönüş olmalıdır. İnanın, “2 Ocak 2021 tarihi itibariyle evrensel hukuka geri dönüyoruz” cümlesi ülkede olumlu bir havanın esmesine yol açacaktır. Tabii ki, bu olumlu havanın devam etmesinin koşulu, söylemin altının doldurulmasıdır. “2.1.2021 tarihi itibariyle Anayasal devlete dönüyoruz, masumiyet karinesine, suçun şahsiliğine ve kanuniliğine, mülkiyet hakkının kutsallığına, temel hakların vazgeçilmezliğine, tarafsız ve bağımsız yargıya inancımız tamdır” ifadesinin resmi ve fiili olarak işlemesine bağlı olarak başta ekonomide olmak üzere her alanda olumlu bir havanın devamını görürüz. Yoksa yalancı bahar yaşarız, yalancı bahar sadece kış aylarında yaşanmaz, Ocak ayından sonra zemheride don olabilir. Hukuki, ekonomik, sosyal ve siyasal anlamda doğruları yapmadığımız sürece faiz artışlarının sonu gelmez, yazının başındaki soruları sormaya ve cevaplar almaya devam ederiz. 

Yeni yılın herkese mutluluk getirmesi dileğiyle.



 

YORUMLAR

  • 0 Yorum