Bekir Aksoy

Bekir Aksoy


Dolar alan ya da elinde tutan "yandı mı "?

08 Mayıs 2020 - 21:31 - Güncelleme: 08 Mayıs 2020 - 21:38

Merkez Bankasının geçen haftaki son 100 baz puanlık faiz indirimiyle birlikte ABD doları 7 lirayı, Euro’da 7,5 lirayı gördü. 
BDDK’ nın aldığı yabancı bankalara swap kıstlama kararları ve dünkü Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrakın açıklamaları sonrasında TLnin değer kaybı hızlandı.
2018 Ağustos kur hareketinden sonra görülen 7.20 lik seviyelerde aşılarak yeni rekorunu kırdı. 
Halbuki, hatırlayalım, döviz kurundaki artışlardan sonra yetkililer TVlerde “Dolar ve Euro alanın eli yanar, dövizlerinizi bozdurun, dolar alan yaya kalır” diyorlardı.
Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Başdanışmanı Yiğit Bulut, 31 Mayıs 2017’de TRT de 3,94 üzerinde dolar aldıranlara sert çıkmış, 4 ü aşacak diyenlere parmağını sallayarak “Dolar 3.34-3.54 bandına düşecek, döviz yükselecek diyenler, sizlere söylüyorum, bu kur dönecek, kesin, paradigma değişti, bu kur bu düzeylere indiğinde özür dileyecek misiniz” diye konuşuyordu.
Bir başka ekonomi başdanışmanı daha vardı, Cemil Ertem zaman zaman ekonomi basınına “Trend tersine döndü, bu kurun üzerinde kesinlikle köpük var, algı oluşturmak isteyenler başaramayacak, Finans ofisimiz çalışıyor, alınan kararların etkisi görülecek, şimdiden yabancı sermayede Türkiye’ye yatırım yapma eğilimi var, yatırım fırsatlarını araştıranlar var” diyordu.
Sözkonusu şahsiyetler kendilerini başmüşavir olarak tanıtıyorlar ve halen de görevlerine devam ediyorlar, nedense görevlerinin önüne “baş” ekini koymayı da ihmal etmiyorlar.  
Başmüşavirler böyle de Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak farklı mı? 2019 Mart ayında “İşte şöyle olacak, dolar 8 lira olacak, bilmem ne, 10 lira olacak diyorlardı, dolar kuru 5.6 ın altına geldi, daha da düşecek, şimdi nerede bu konuşanlar, köşe yazarları nerede, geçen yıl yaşanan küresel komployu boşa çıkardık, dengelenme tamamlanıyor, değişim dönemi başlıyor.”  
Sevgili dostlar manzara buydu.
Mabeyni Humayun diye bir şey duymuşsunuzdur. Osmanlı Saray kültüründe Sarayda devletlülere danışmanlık yapanlara izafeten söylenir.  
Düşünün ki, siz bir şirketin sahibisiniz, şirketinizin Finans Ofisindeki başmüşaviriniz yukarıdaki söylenen öngörülerde bulunuyor, ancak kur % 50-70 arasında artıyorsa, siz ne yaparsınız?
Yukarıdaki iddialı cümleleri basının önünde hem de el sallayarak söyleyenler Mabeyni Hümayundan olmasalar hala görevlerinde kalabilir ve hala “baş” sıfatını kullanabilir miydi? 
Gelin bir hesap yapalım. Başdanışmanın konuştuğu, 31 Mayıs 2017 de, 106 bin lirayla 30 bin dolar alan, vatandaş Mehmet’in elinde bugün 216 bin lira var.  Neredeyse yüzde yüze yakın. 
Dolar alan yaya kalır” denen tarihe göre hesap yapalım.  7 Mart 2015 de, 300 bin TL. ile 116 bin dolar alan tüccar bugün, 835 bin liraya sahip.  535.000 TL. fark var. 
Bugün o tüccara sorsanız, bu kurdan 7.2 TL. den bozar mısınız, büyüklerimiz “dolar alan yaya kalacak”, size ne diyecektir, ben söyleyeyim, “biraz daha beklersem milyoner olmaya az kaldı.”
Hiç mi yaya kalan yok.  Elbette ki var, o günlerde yukarıdaki Mabeyni Humayunu dinleyen işçi, esnaf, vatandaş kim var ise dolar alamadığı için yaya kalmış durumda.
Bir ülkenin Bakanından müşavir kadrosuna daha doğrusu Mabeyni Humayunu böyleyse, ne diyelim, o ülkenin halkına.
“Doğduğun ülke senin kaderin mi”, diyelim.
Hayır, kesinlikle hayır. Mabeyni Humayun sistemini düzenini biz seçmedik mi? 
Bu sistem geldiğinde, “Bu kardeşinizi siz seçin, bakın faizle, kurla nasıl mücadele edilirmiş, Merkez Bankası nasıl çalışırmış, bürokratik oligarşi kalkınca, faizde, enflasyonda nasıl inermiş” nutuklarını alkışlamadık mı?  Hem de avuçları çatlatırcasına.
Halbuki, ekonomide bir bilim dalı, kuralları var, temel prensipleri var. 
Diyelim ki, danışmanlar hoş görünmek için “tam müşavirlik” değil de “hoş müşavirlik” yapıyorlar.  Daha doğrusu “boş müşavirlik” yapıyorlar. Ama, iktisat okuyan aşağıdaki gerçekleri bilir.
Bir ülke düşünün ki, hemen hemen her yıl 160-180 milyar dolar bulmak zorunda, dış ticaret açığı veriyorsa, özel sektörü yüksek oranda borçluysa, ülke riskiniz, CDS primleriniz çok yüksek ise, yani kısaca döviz talebi artacaksa, ve siz de kendiniz bu malı üretemiyorsanız, dövizi elinde bulunduran veya alan değil, dövizi olmayan ya da seyreden yaya kalır.  
Bir malın talebi artarsa, arzı da azsa o malın fiyatı artar
İktisat biliminin belki de en temel kuralıdır.
 
 
 
 

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Ahmet Demiryürek
    1 ay önce
    Son birkaç yıl içerisinde Dolar kuru üzerindeki değişimi gayet yalin, anlaşılır ve rakamlar üzerinden veren güzel bir makale. Ulkenin geldiği ekonomik aşamayi dolarda yaşanan gelişmeler üzerinden anlatan çok güzel bir analiz olmuş. Tebrik ederim.
  • Mustafa Özmen
    1 ay önce
    Ufuk açıcı bir yazı olmuş