Bekir Aksoy

Bekir Aksoy


EKONOMİNİN GÖRÜNEN YÜZÜ, 2020 BÜTÇESİ

10 Haziran 2020 - 20:20

Daha önceki yazılarımızda, Türkiye’de iki tane bütçe olduğunu, birinin Genel Bütçe diğerinin ise Hazine’nin Borç-Alacak Bütçesi olduğunu belirterek Borç Alacak Bütçesini anlatmaya çalışmıştık.  Bu bütçeyi de ekonominin perde arkası diye nitelendirmiştik.
Bir ülke ekonomisinin görünen yüzü o ülkenin genel bütçesidir.  Bu bütçe içinde o yıl içerisinde beklenen, hedeflenen gelirler, bu kapsamda vergi ve vergi dışı gelirler, giderler, yatırımlar, sosyal transferler, Hazine yardımları vb. benzeri kalemlerden oluşur ve nihayetinde bütçe açığı veya varsa fazla yer alır. 
Son birkaç yılı, 2017’den sonraki 3 yılı dikkate almazsak 1990 lı ve 1980 li yıllardaki hükümetlere göre AKP hükümetlerinin bütçe performansı başarılıydı. Bu başarıda özellikle mali disiplin ön plana çıkıyor, maliye politikasında sıkı bir uygulama görünüyordu. Bütçe açığı dışında faiz dışı fazla veriliyor, bu nedenle de ikinci bütçe diye tarif ettiğimiz ve Hazine Veresiye Defteri diye nitelendirdiğimiz borç-alacak bütçesi de yönetilebiliyordu. Ancak, 2017 yılından itibaren mali disiplinde kaybolmaya başladı ve halen de devam ediyor. Hazine ve Maliye Bakanı Sn. Berat Albayrak’ın medyanın ekonomi muhabirlerine yaptığı açıklamalara bakılırsa artık bütçe açığının ve mali disiplinin öncelikler arasında olmadığı anlaşılıyor. Halbuki, 2020 bütçesi hazırlanırken iddialı mali disiplin sözleri edilmişti.
2019 Aralık ayında TBMM de görüşülerek yayınlanan 2020 yılı bütçesi bazı temel hedef ve varsayımlara göre hazırlanmıştı.  Bu hedeflerin en büyüğü ise, 2020 yılında Türk ekonomisinin %5 büyüyeceği idi. İhracatın 195 milyar, ithalatın 230 milyar dolar civarında olacağı ve turizm gelirlerinin 40 milyar dolara ulaşacağı öngörülmüştü. Bu hedefler veya varsayımlar çerçevesinde; 956,6 milyar TL. bütçe gelirleri, bunun içinde de 784,6 milyar TL. vergi gelirleri, vergi gelirleri içinde de yaklaşık 555 milyar TL., harcamalar üzerinden tahsil edilen KDV, ÖTV ve Gümrüklerden elde edilen vergiler yer alıyordu. Diğer bir ifadeyle, daha önceki yıllarda yüzde 60-63 arasında oluşan dolaylı vergi gelirleri artık yüzde 71 ler düzeyinde bekleniyordu.
Tüm bu varsayımlara dayanarak yıllık bütçe açığı da 138,9 milyar TL. olarak belirlenmişti. Aslında, bu bütçe rakamları hazırlanırken oldukça iyimser beklentilerle hazırlandığını da belirtmeye gerek yok. 
Mart ayında karşılaştığımız korona virüs salgınının ilk sonuçlarından anlaşılacağı üzere hem dünyada hem ülkemizde ihracattan turizm gelirlerine, yatırımlardan Hazine yardımlarına kadar, hem de gelir olarak düşünülen harcamalar üzerinden öngörülen dolaylı vergileri düşündüğümüzde gerçekten çok zor bir bütçe uygulaması ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılacaktır. Bunun ilk göstergesi yılın ilk üç ayında yüzde 4,5’lık, o da bir önceki yılın baz etkisinden kaynaklı, gerçekte ise yüzde 2-3 arasında büyüme rakamları ile ortaya çıktı. Sonrasında, Ocak Nisan arası Hazine nakit açığı, ihracatta yüzde 30 ları aşan düşüşler, turizmde yüzde 60-70 lerde gelir kayıpları tüm hesapları altüst etti diyebiliriz.  Biz yine de bu öncü göstergeler ışığında yıl sonunda ne yaşayacağımız konusunda bazı tahminlerde bulunmak istiyoruz.

-2020 bütçe harcamalarının yıl sonunda en az 100 milyar TL. artışla 1 trilyon 196 milyar TL., daha anlaşılır bir ifadeyle 1 trilyon 200 milyar TL. ye ulaşacağını tahmin ediyoruz.  

-2019 yılında bugün karşı karşıya olduğumuz problemlerin pek çoğu mevcut değilken, 675 milyar TL. vergi geliri üretebilmiş bir ekonomik yapının 2020 yılında 785 milyar TL. vergi geliri üretmesi mümkün görünmemektedir. Hatırlayalım, 2020 bütçesinde bir önceki yıla göre yüzde %16 lık vergi gelir artışı hesaplanmıştı. Pek çok okurun katılacağı üzere, bu yıl geçen yıl kadar bile, yani 675 milyar TL. vergi geliri beklenmemelidir.  Bu da bize gelir kaybı nedeniyle ilave 110 milyar TL. açık demektir.

-2020 bütçesinde 140 milyar TL. faiz ödeneği öngörülmüştü. Bu ödeneğin bir kısmı geçmiş yıllarda alınan borçların faiz ödemeleriydi. Ocak-Mayıs dönemindeki 82 milyar TL. yi bulan nakit açığı dikkate alındığında yıl sonunda faiz ödeneğinin 175 milyar TL. ye ulaşacağı tahmini rahatlıkla yapılabilir.

- Yıl sonu için öngörülen bütçe açığının bir taraftan vergi gelirlerindeki azalma diğer taraftan bütçeden yapılan transferler ve Hazine yardımları nedeniyle en az 300 milyar TL. yi bulması kaçınılmaz görünüyor.  Yıl başında TCMB karlarından yaklaşık 42 milyar TL. dışında geçmiş yıllardaki imar barışı ve bedelli askerlik gibi tek seferlik gelirlerde olmayınca ve dahi özelleştirme yoluyla da gelir beklentisi de olmadığından bahisle bütçe açığının milli gelire oranında çok büyük yükselme yaşanacaktır. Belki de bu realite nedeniyle Hazine ve Maliye Bakanı “bütçe açığı fazla umurumuzda değil” açıklaması yapmaktadır. Ancak, Sn. Albayrak’ın fazla umurunda olmaması hiç de hayra alamet bir şey değil. Çünkü, geçmiş deneyimler bize yüksek bütçe açıklarının enflasyonu artıracağını ve finansal dengesizliklere neden olduğuna götürmektedir.

Zamanında rahmetli Özal’da bütçe açıklarını umursamaz, borçlandıktan sonra problem yok derdi, önemli olan büyüme, iş dünyasının kazanması derdi, “çağ atladık” kavramıyla toplumu oyalardı.  Hep beraber 1989-1991 arasını yaşadık, sonrasında yanlışları düzelteceğim iddiasıyla gelenlerde hesapsız harcamaya devam edince ülke olarak yıllarca yüksek bütçe açıkları, yüksek enflasyon ve borç sarmalında kaldık.
2020 Bütçesini yazmaya devam edeceğiz.    
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum