Bekir Aksoy

Bekir Aksoy


Ekonominin Perde Arkası

28 Mayıs 2020 - 21:49

Bir ülkenin ekonomik durumunu gösteren farklı istatistikler vardır. Gelişmiş ülkelerde ekonomik kalkınma ve işsizlik istatistikleri daha fazla gündemde olurken gelişmekte olan ülkelerde bunlara ek olarak enflasyon, bütçe ve cari işlemler açığı, döviz kuru ve faiz oranları istatistikleri konuşulur. Bizde ise bunların dışında konuşulması gereken ama çok fazla gündeme gelmeyen bir konu daha vardır.  Hazinenin iç ve dış borç finansman tablosu bize ne anlatıyor, iç borç ve dış borç nasıl dönüyor, geçmiş deneyimlerle bir benzerlik var mı, nereye gidiliyor vb. sorular.  Kanaatimce, biraz teknik olmasından ve Meclise gelmeyen ikinci bir bütçe olmasından olacak ki, bazı yazarları hariç tutarsak genelde pek konuşulmaz, asıl gündeme getirmesi gereken siyasetçilerde Mecliste Bütçe görüşmelerinde bu türden konulara girmezler.  Halbuki, ülkemiz ekonomisinin perde arkası Hazinenin finansman programıdır. İşte bu perde arkasında ne olup bittiği merak edilmediği veya ilgilenilmediği içinde 1994 ve 2001 krizleri asıl burada başlamıştır sonra da tüm alanlara sıçramıştır.  Ne demek istiyoruz? Bir tiyatro oyunu düşünün, oyuncuların perde önünde performansı kadar perde arkası da önemlidir, perde arkasında iyi gitmeyen bazı şeyler varsa, bir gün perde önündeki kendini gösterir, hatta belki de perde kapanmak zorunda kalınır. 

Sevgili okurlar;

Türkiye’de iki tane bütçe vardır. Her yıl Ekim ayının ortasında Meclise sunulan, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen ve Cumhurbaşkanının onayıyla yürürlüğe giren Yıllık Genel Bütçe.  Bu bütçede gelirler, giderler, yatırımlar, sosyal transferler, bütçe açığı yer alır. Bu bütçe perde önünde cereyan eder. 
Bunun dışında bir de perde arkasında oynanan hatta perde önünden daha zor oynanan bir oyun, yönetilen bir bütçe daha vardır. Borçların ödenebilmesi, borcun nasıl çevrildiği, paranın nasıl bulunduğu, para verenlerin neler hissettiği. Benzetme yaparsak, bir küçük esnafın, tüccarın veresiye defteri ile günlük defteri gibi. Esnaf günlük olarak yaptığı işlemleri, aldığı sattığı malların fiyatlarını günlük defterine yazar, ay sonu kar mı etti, zarar mı etti diye hesabını yapar. Ancak, o esnafın bir de çekmecesinin altında muhafaza ettiği bir de veresiye defteri vardır, borç defteri, hangi vadede kime ne ödeyeceği. Salgın günlerinde tekrar hatırlandı veresiye defterleri, işte buna benziyor Hazinenin Finansman Programı, bir tür Hazine Veresiye Defteri adeta.
Her iki bütçenin birbiriyle olan ilişkisini faiz ödemeleri belirler. Geçmişte alınan borçların faizleri Genel Bütçeden ödenirken, anapara ödemeleri ise yeni borçlanmayla karşılanır. Faiz ödenekleri Genel Bütçede yer alırken, borcun anaparası ise, Hazine Finansman Programında yer alır ve Genel Bütçede gösterilmez.  Toplam borç ise, yani veresiye defterindeki borç stoku ise anapara ve faizden oluşur.  Borcu azaltmanın yolu ise, yine faizden geçer, yani faiz dışı fazladan geçer.  Faiz dışı denge (açık/fazla), bütçedeki faiz hariç harcamalar ile toplam gelirler arasındaki farktır.
Genel bütçede faiz ödemelerinden daha fazla faiz dışı elde edebilirseniz, yeniden borçlanacağınız anapara azalacağı için zamanla borç istemekten kurtulabilirsiniz.  Diğer bir ifadeyle, faizler yeniden borç alınarak ödenmezse, borç stoku büyümez.  Eğer faiz ödemeleri içinde yeniden borçlanmaya giderseniz, bu durumda borç stoku büyür, bir müddet sonra borç verenler “acaba ödenir mi” sorusu sormaya başladığı veya borç verecek para kalmadığı zaman da borç çevrilemez olabilir.
Şimdi gelelim Ocak- Mayıs 2020 rakamlarına.
Hazine 2020 yılı Finansman Programını Merkez Yönetim Bütçesi öngörülerine göre Kasım 2019 da kamuoyuna açıkladı. 2020 yılında 222,6 milyar anapara ve 129,4 milyar TL. faiz olmak üzere toplam 352 milyar TL. iç borç servisi gerçekleştirilecekti. Yukarıda anlatıldığı üzere, 129,4 milyar TL’lik faiz ödemesi bütçeden yani vergi ve benzeri gelirlerden elde edilen tasarruflarla karşılanacaktı.  Geri kalan 186,5 milyar TL. iç borç anaparası ve 29 milyar dış borç anaparası ve yine 139 milyar TL’lik 2020 bütçe açığı rakamı olmak üzere toplam 354 milyar TL. yeniden borçlanmak durumundaydı.
Şimdi gelelim 5 aylık Hazine Finansman program ve gerçekleşmeye;
-Ocak 2020; 23,7 milyarlık ödemek için 22,9 milyar yeniden borçlanma
-Şubat 2020, 25,5 milyarlık ödemek için 34,4 milyar yeniden borçlanma
-Mart   2020, 26,3 milyarlık ödemek için 36,1 milyar yeniden borçlanma
-Nisan 2020, 20,6 milyarlık ödemek için, 60,8 milyar yeniden borçlanma
-Mayıs 2020, 28,3 milyarlık ödemek için 70 milyar yeniden borçlanma
Ocak-Mayıs 2020 arasında, toplam 124,4 milyar TL. borç ödeyebilmek için 224 milyar TL’lik borçlanma yapılmış.  Diğer bir ifadeyle, borç çevirme oranı yüzde 180. Yani, 100 liralık borca karşılık 180 lira borçlanılmış.
Kısacası sevgili dostlar, eski borçlarımızın faizleri için Ocak-Mayıs arası toplam 58 milyar TL. bütçeden ve yine eski borçlarımızın anaparası olan 124,4 milyar için yeniden 224 milyar TL. borçlanmışız.  Mayıs ayının henüz bütçe açığı açıklanmadı ama Ocak- Mayıs 2020 arası bütçe açığının 100 milyarı geçtiği anlaşılıyor. Bu arada, ocak ayında TCMB’nın karından 34 milyarın Hazineye aktarıldığını ve geçen yıldan kalan yedek akçeden de 8-10 milyar TL’nin de Mayıs ayında kullanıldığı da aklınızda tutun.  
Bunları neden anlatıyorum sevgili okurlar, 1994 ve 2001 krizini Hazinede yaşayan birisi olarak yazıyorum. 
1984’ten sonra 1994’e kadar büyük projelerin finansmanı için ağırlıklı olarak iç borçlanmaya gidildi. Hazine’nin borç ihtiyacı bitmiyordu. 1995’ten sonra ise, yeniden artan bütçe açıklarının karşılanması için içeriden ve dışarıdan aşırı borçlanmaya gidildi. 2001 krizi göz göre geldi. 
Kısa bir hatırlatma yapayım.  Bankalardaki mevduat ve diğer kaynaklar kamunun borç talebine yetmiyordu. Nakit borçlanma yetmeyince 1995’ten sonra nakit dışı tahvil ve bono ihdas edildi. Bir nevi çek. Bankaların mevduatı dışında ortalıkta Hazinenin borç senetleri dolaşıyordu. Bankalar Hazineye borç vermeye zorlanıyordu. Onlar da dışarıdan dövizle borçlanıp, Hazine’ye TL ile borç veriyorlardı. 2001 Şubat’ında Hazine nakite sıkışınca, Kamu Finansmanı Genel Müdürü, Ziraat Bankası ve Halk Bankası Genel Müdürlerini arayarak borç para isteyince film koptu, çünkü artık borç verecek para da kalmamıştı. Nihayet finans piyasalarında şenlik” başlamıştı. Hazine iç borç itfasını yapamadı, çekler karşılıksız çıkmıştı, bankacılık sisteminde işlemler durdu.
Şimdilerde yine bankalar aktif rasyo düzenlemesi gibi uygulamalarla Hazineye borç vermeye zorlanıyor.  Ne demektir, yüz liralık borca karşılık 180 lira borçlanma. Bankacılık sisteminin mevduat yapısı buna ne kadar dayanabilir.  2020 yılının tamamında net 135 milyar TL. borçlanma yapılması öngörülmüştü. İlk 5 ayda net borçlanma hedefi şimdiden aşıldı.  Diyebilirsiniz ki, son üç aydır Korona salgının etkisi var, doğrudur, ancak 2019 yılında sanki faiz dışı fazla mı oluştu, son 3 yıldır faiz dışı fazla değil, faiz dışı açık veriliyor. Yani, veresiye defterindeki yıllık 100 milyar TL’lik faiz harcamalarımızı zengin birisi ödese bile, yine gelirimiz giderimizi karşılamıyor.
Keşke Ankara Belediyesi uygulamasında olduğu gibi Hazine’nin Veresiye Defterini de zenginin birisi veya bizi çok seven bir ülke kapatabilse. Maalesef öyle bir stratejik ortağımız yok, swap anlaşmasına bile yanaşmıyorlar.
Gelecek hafta Genel Bütçenin halini de açıklayalım, bakalım perde önünde neler oluyor, bundan sonra ne olabilir.
 
 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum