Bekir Aksoy

Bekir Aksoy


Korona dönemi büyüme rakamınının anlattıkları, karşılaştırma

11 Eylül 2020 - 19:30

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) geçen hafta korona dönemini kapsayan Nisan- Mayıs-Haziran 2020 büyüme rakamlarını açıkladı. Herkes küçülmeyi zaten bekliyordu, ancak oran konusunda farklı yaklaşımlar vardı. TUİK’e göre ekonomi ikinci çeyrekte yüzde 9,9 küçüldü, çift haneli olmayan, tek haneli bir küçülme. Sanayide yüzde 16, hizmetler sektöründe yüzde 25, inşaatta yüzde 2,7, ihracatta yüzde 35 daralma yaşanırken tarım sektöründe yüzde 4’lük bir artış var. Küçülmenin tek hanede kalmasının nedeni, bizce 2020 Haziran ayında başlayan otomobil, konut ve bazı sektörlere yönelik düşük faizli kredi paketleri. Diğer yandan, hatırlatalım, ülkenin yaşadığı en büyük ekonomik kriz olan 2001 döneminde ikinci çeyrekteki %9,8 lik küçülmenin de çok az üzerinde bir oran var. 2001 yılının genelinde toplamda yüzde %5,7 lık bir daralma yaşanmıştı. 2008-2009 dönemi de ekonomide küçülme yaşanan dönemlerdi. Teğet geçtiği söylenen dönemde 2007 yılına göre 2008 de %0,7 büyüme gerçekleşmişti. 2009 da ise %4,7 ekonomik küçülme yaşanmıştı. Bu dönemdeki küçülmeler, ABD ve Avrupa da yaşanan küresel krizin bize yansıması idi.
2001 yılındaki yaşanan ekonomik küçülme içsel nedenlere dayanıyordu, 2008 ve 2009 ise dışsal nedenlere dayalı küçülmelerdi. Rakamlara bakıldığında 2008-2009 döneminde üst üste iki yıl küçülme görüyoruz, halbuki 2001’den sonra 2002 de yüzde 6,2 ile tekrardan büyüme sağlanmıştı. Bu itibarla, küresel kriz pek de öyle teğet geçmemiş, baya baya kirişlere kadar gelmiş görünüyor. Nitekim, inşaat sektörü 2008 de 2007’ye göre yüzde 8, 2009 da ise 2008’e göre yüzde 16 küçülmüş. Pandemi döneminde bile ikinci çeyrekte inşaat sektöründe daralma yüzde 2,7 düzeyinde kalmış. Halbuki, 2008-2009 döneminde çok daha yüksek daralmalar var. 8 Eylül 2020 günü, Avrupa İstatistik Kurumu (Euro stat) Avro Bölgesinin 2020 yılı ikinci çeyrek büyüme rakamlarını açıkladı. Buna göre, GSYH, 2020’ nin ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 11,8. Almanya yüzde 9,7, Fransa yüzde 13,7, İtalya 12,8, İspanya yüzde 18,5 ve diğerlerine bakıldığında Türkiye daha iyi görünüyor. Ancak, kazın ayağı öyle değil. Türkiye ekonomisini diğer Avrupa ülkelerinden ayıran en önemli fark şudur; pek çok Avrupa ülkesi sıfıra yakın enflasyon oranlarıyla küçülürken biz yüksek enflasyonla, resmi yüzde 12, birlikte küçülüyoruz. Onlarınki resesyon, bizdeki ise iktisat kitaplarında bile çok anlatılmayan bir terim, şimdilerde adına slumpflasyon, durgunluk içinde yüksek enflasyon diyorlar. Demek ki, bizdeki enflasyonun en büyük nedeni, ithalata bağımlı bir ekonomik yapı, döviz kurlarının içeride fiyatlara maliyet olarak yansıması. Faizleri düşürüyoruz, hatta reel faizlerin 3-4 puan altında, hanehalkının tüketimi de azalıyor, (hanehalkı tüketimi 2020 ikinci çeyrekte yüzde 8,6 azalmış) ama
enflasyon oranında beklenen düşüşler görülmüyor. Vatandaş dolarla maaş almıyor ama aldığı ürünlerin fiyatlarını maalesef büyük oranda dolar belirliyor. Aynı zamanda bu kadar ekonomik daralmaya rağmen yüksek cari açık veriyoruz. İhracat aylara göre sürekli daha yüksek oranda düşerken (ilk sekiz ayda yüzde 14
düşüş var) ithalat ise (yüzde 4) benzer oranda düşmüyor. Bunun nedeni de ithalata bağımlı bir ekonomik yapıya sahip olmamız. Hatta bu Mayıs ayında birkaç defa yapılan gümrük vergisi artışlarına rağmen ithalat beklenen oranda düşmüyor. Bu da dış ticaret açığını artıran ve dolayısıyla cari açığı da artıran bir unsur.
Cari açık ekonomik büyümenin ve yatırımların hızlı büyüdüğü dönemlerde artar.Ekonominin küçüldüğü ve yatırımların azaldığı veya durduğu dönemlerde ise cari fazlaya dönüşür. Bizde ise maalesef ekonomik küçülmeye rağmen 2020 Ocak ayından bu yana cari açık veriyoruz. İkinci çeyrekte yüzde 9,9’lık daralmaya rağmen cari açık GSYH’a oranı yüzde 5 leri aşmış durumda. Hatırlatalım, 2011 de ekonomi yüzde 10 büyürken cari açık yüzde 10 un üzerine çıkmıştı. Şimdi ise, yüzde 10 küçülürken yüzde 5-6 lik cari açık vermeye doğru gidiyoruz.
Sevgili okurlar;
“Biz bize benzeriz, başkasına benzemeyiz” diye bir deyimimiz var. Gerçekten de öyle, ülkemizdeki iktisadi gelişmeler tam bir çelişkiler dünyası. İşte bazı çelişkiler; Ekonomi küçülürken enflasyon düşmüyor, aksine yükseliyor. Ekonomi küçülürken cari fazla değil, cari açık oluşuyor, hatta büyüyor. Türk lirası değer kaybederken ihracat düşüyor, ithalat ise yerinde sayıyor. Ekonomi küçülürken nasıl oluyorsa işsiz sayısı bizde artmıyor, hatta düşüyor! Gelirler düşerken bizde kredi hacmi azalmıyor, artıyor. Kredi hacmi artarken yatırımların artması beklenir, bizde artmıyor, tüketim artıyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum