Bekir Aksoy

Bekir Aksoy


NEDEN KIDEM TAZMİNATI FONU -İŞSİZLİK SİGORTASI FONU ÖRNEĞİ

08 Temmuz 2020 - 21:24

Son günlerde Kıdem tazminatı konusu hükümet tarafından yeniden gündeme getirildi. 2018 yılında yayımlanan Yeni Ekonomik Programda 2019 yılı içerisinde hayata geçirilmesi düşünülen Kıdem Tazminatı Fonu bugüne kadar yasalaşamadı, hatta yasa tasarısı bile ortada yokken Tamamlayıcı Emeklilik Sisteminin bir parçası olarak gündeme gelince ortalık ayağa kalktı. İşçiler ve işverenlerde hep birlikte kıdem tazminatı fonuna karşı çıktılar.

Aslında hükümet hariç hiç kimsenin rıza göstermediği hatta karşı çıktığı bu tür fon uygulamasının aslı esası nedir, neden şimdi gündeme alınmıştır? Taraflar neden karşı çıkmaktadır? Bu sorunun cevabını benzer bir fon uygulaması üzerinden gidersek rahatlıkla alabiliriz. İşsizlik Sigortası Fonu?
Bilindiği üzere, İşsizlik Fonu, AKP öncesi, 2001 ekonomik krizinden sonra DSP Koalisyon döneminde kurulmuştu. Fonun gelirleri işçi ve işverenden toplanan primler ve devlet katkılarından oluşmaktadır. Primlerin %25’i işçi maaşından, %50’si işverenden ve %25’i de devlet katkısından oluşmaktadır.

İşsizlik Fonu, işsiz kalan insanları belli bir süreye kadar Fonun güvencesi altında koruduğu için mevzuatı sıkı sıkıya kurallara bağlanmıştır. Bu nedenle de fonun gelirleri giderlerinden kat be kat fazla olmuştur. Fonda toplanan paralar artmaya başlayınca ağırlıklı olarak Hazine Bonoları ve Devlet Tahvillerinde değerlendirilmiş, bu suretle faiz gelirleri de ayrı bir kaynak oluşturmuştur.

2020 Mart ayı sonu itibariyle, İşsizlik Fonunda toplam 131.973 milyar TL. birikmiştir. Sadece 2018, 2019 ve 2020 in mart ayı itibariyle son iki yıl üç ay içerisinde toplam 35 milyar TL. faiz geliri elde edilmiştir. İlgili dönemde ise çalışanlara sadece 2018 de 5.886 milyar TL., 2019 da 10.006 TL., ve nihayet 2020 yılı mart ayı itibariyle 2.641 milyar TL. yani iki yıl üç ay içerisinde hem de işsizliğin sürekli arttığı bir dönemde toplamda 18.533 milyar TL., neredeyse faiz gelirlerinin yarısı kadar işsizlere ödeme yapılmıştır. Düşünmemek mümkün değil, bari faizden elde ettiğiniz geliri şu korona günlerinde işsizlere yardım yapsaydınız?
Doğaldır ki, bunu yazması veya söylemesi kolay, ama ödemesi çok zor, çünkü ortada bu miktarda nakit yok ki. İşsizlik Fonu işçiye değil, Hazineye para ayırıyor.

İşsizlik Fonu kaynaklarının %79,5 u Hazine Bonosu ve Devlet tahvillerinde, kalan %20,5 ise kamu bankalarının mevduatında bulunmaktadır.
Bu arada, korona salgını nedeniyle İşsizlik Fonundan yapılan ödemelere gelince, 10 Haziran itibariyle toplam 4.979.792 kişiye toplam 13 milyar 631 milyon TL. ödeme yapılmıştır.  Bu miktara korona salgını öncesinde yardım alan çalışanlarda dahildir.

İşsizlik Sigortası Fonunun Kıdem Tazminatı ile ne ilgisi vardır.  Halihazırda Kıdem Tazminatı mevcut yasalar çerçevesinde uygulanırken ne oldu da tamamlayıcı emeklilik sistemi adıyla Fon uygulaması gündeme getirilmiştir.  İşte hükümetin mevcut uygulamayı Fon şekline dönüştürmek istemesinin altında yatan neden, yukarıda İşsizlik Fonu uygulamasında yaşandığı üzere, Hazineye yeni bir kaynak ihdas etmektir.
Hali hazırda kıdem tazminatı en kısa tanımıyla çalışanın işine son verilmesi veya belirli koşullarda işten ayrılması (evlilik, askerlik gibi) halinde çalıştığı yıl sayısı kadar brüt aldığı maaştır. Örneğin bir çalışan 3 yıl çalıştığı kurumdan çıkarılırken veya yasalarda belirtilen istisnai koşullara göre kendi isteğiyle işten ayrılması halinde üç bürüt maaşını tazminat olarak alır. Bununla birlikte kıdem tazminatı hesaplanırken işten ayrılmadan alınan son bürüt maaş dikkate alınıyor.

Sevgili Dostlar;

Kıdem Tazminatının yasal durumu budur. Ancak, Türkiye tipi uygulamaya bakılırsa, işveren kıdem tazminatı karşılığı olarak çalışanları için nakit para ayırmaz. Kağıt üzerinde yani muhasebe kaydı olarak kıdem tazminatı ayrılır, gerçekte ise bu para ayrılmaz, mevduatta tutulmaz. İşçi ayrıldığı veya emekliliği geldiği zaman resmi olarak ödenen maaşlar üzerinden veya en yüksek maktu rakam üzerinden ödeme yapılır. Bu durum işverenin lehinedir, çünkü nakit tutmaz. İşçi içinde maaşından kesinti yapılmaz, işten atıldığında veya emekli olduğunda işverenle uzlaşmaya gider ya da mahkeme yoluyla kıdem tazminatını alır, o da uygulamadan fazlaca şikâyet etmez. Bu durumda devletin herhangi bir kaybı veya kazancı söz konusu değildir. Diğer bir ifadeyle, devlet hariç mevcut uygulamadan taraflar şikayetçi değildir.
Şimdi ise, tamamlayıcı emeklilik sistemi adıyla hem işçi hem de işverenden kesinti yapılacağı ve aynı zamanda devletinde katkı yapacağı bir sistem getirilmek isteniyor.  Aslında, herkesin yararına olacağı beklenen bu sisteme karşı çıkılıyor, nedeni de İşsizlik Sigortası Fonunda olduğu gibi hükümetin olaya yeni bir kaynak arayışı olarak yaklaşması, işçi ve işvereninde kendilerinden yapılacak kesintiler. İşçi ve işverende haklı, zira bugüne kadar devletin fon uygulamaları kötü kullanılmıştır.

Sadece Kıdem Tazminatı değil, mevcut işleyen İşsizlik Sigortası uygulamasında da değişikliğe gidilmek isteniyor, Prim miktarları 2 katına çıkarılmak isteniyor. Amaçta, salgın sırasında ödenen paraları kat be kat geri almak. Halbuki, toplanan paralar ve Fonda biriken meblağlar, doğru düzgün yerinde kullanılsa, ihtiyaç hasıl olduğunda bari yerinde işçi için kullanılsa, belki o zaman Kıdem Tazminatı Fonuna da hiç kimse karşı çıkmayacak. Ancak, bizde birileri gelip gidiyor, sistem ise hiç değişmiyor. Geçmişte çalışanların ücretlerinden yapılan kesintilerle oluşan Tasarruf Fonu uygulaması vardı, 2003 de AKP karşı çıktı, 2004 de nemalarla beraber ödeyerek sistemi kapattı, seçim meydanlarında yıllarca bunu kullandı, şimdi ise benzer bir sistemi kendisi getirmek istiyor. Ne diyelim, işimize geldiğinde geçmiş kötü uygulama emsal oluyor.  
 
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum