Bekir Aksoy

Bekir Aksoy


VİRÜSÜN DÜNYAYA ÖĞRETTİKLERİ, KADIN LİDERLER

30 Nisan 2020 - 23:42

VİRÜSÜN DÜNYAYA ÖĞRETTİKLERİ, KADIN LİDERLER

Tüm dünyada ülkeler korona virüsle mücadele etmeye çalışıyor. Bu mücadele her alanda yapılıyor, ekonomik, sosyal ve en önemlisi de insan sağlığı alanında.

Bu mücadelede bazı ülkeler diğerlerine göre bazı avantajlara sahip. 

Gelişmiş ülkeler ekonomik alanda, Kanada, Almanya gibi.

Bizim gibi ülkelerde daha genç nüfusa sahip olmada, temizlik anlayışında, hastane ve hekim imkanlarında bazı avantajlara sahip.

Ancak, bazı ülkelerde var ki, kadın yöneticiye sahip olmaları avantaj, hem de ciddi anlamda. Ne demek istiyorum.  Korona virüsle mücadelede kadın liderlerin yönettiği ülkeler çok başarılı, işin ilginç yanı, bunların coğrafik konumları, ekonomik durumları da birbirinden çok farklı.

İskandinav ülkelerinde, Finlandiya, Norveç gibi başarılı örnekler var, Almanya gibi çok gelişmiş ülkelerde var. Bunlar Avrupa’dan, batı dünyasından güzel örnekler. İtalya, Fransa, İspanya’dan çok fazla pozitif ayrışan ülkeler bunlar.

Doğuya gidiyorsunuz, gelişmekte olan ülkeler kategorisinden Yeni Zelanda örneği, Güney Kore Örneği

Nereye koyarsınız bilemem ama Tayland Örneği var, doğuda, gelişmiş değiller. Gelişmiş sayabileceğimiz Hong Kong var.

Korona virüsle mücadele de tüm bu başarı hikayelerinde ortak bir özellik ortaya çıkıyor. Bu ülkeler kadınlar tarafından yönetiliyor.

Sevgili Dostlar;

Kısa kısa özet anekdotlarla bu örnekleri anlatmak isterim.

Örneğin, İskandinav ülkeleri, Finlandiya’nın başında 34 yaşında Sanna Marin diye bir kadın var. Bakın ne yapmış.

FİNLANDİYA. Sn. Marin, salgına karşı halkı bilinçlendirmek için internet ünlülerini, sosyal medya fenomenlerini kullanarak farkındalık kampanyası açmış. Daha önce evlerinden dışarı çıkan, sosyal mesafe kurallarına uymayan halk, kendilerini evlerinde karantinaya almış. Sadece bu deği tabii ki, Başkent Helsinki’ye giriş çıkışları salgın duyulur duyulmaz kısıtlamış. Ülkede vaka sayısı 3300, ölüm sayısı sadece 75 olmuş.

DANİMARKA, Uzun yıllar hep erkekler tarafından yönetilen Danimarka’da ilk defa bir kadın Başbakan bu döneme rastgelmiş. Haziran 2019 da ülkenin en eski partisi Sosyal Demokratların ilk kadın Başbakanı. Mette Frederiksen, ülke tarihinin en genç başbakanı.  Ne yapmış.

Salgının Avrupa da ayak sesleri duyulmaya başladığı ilk günlerde radikal bir kararla, ülkeyi dış dünyaya kapatmış, okulları tatil etmiş, kamu çalışanlarını evlerine göndermiş, cafeler, restoranlar, AVM ler, kiliseler vb. açık ve kapalı alanda 10 kişiden fazla bir araya gelmeyi yasaklamış.  Üst üste mali yardımlar açıklayarak yaklaşık 40 milyar Euro, işçi ve işverenleri rahatlatmış. Tabii ki, açıklanan bu paket kredi veya borç öteleme değil. Ayrıca bakın bir şey daha yapmış, Meclisteki tüm siyasi parti liderleriyle görüşerek ortak ve geniş bir mutabakat sağlamış. Yani, ben bilirim dememiş, muhalefete saydırmamış. 

NORVEÇ, Diğer bir ülke, Norveç, kadın başbakan, Erna Solberg. Solberg, ilginç bir toplantı yapmış, sadece 3 dakika. Ancak, toplantıyı farklı kılan şu olmuş, yetişkinlerin toplantıya gelmesini yasaklayarak sadece çocukları davet etmiş. Çocukların virüsle hastalıkla ilgili tüm sorularını canlı yayında samimiyetle yanıtlamış. Bu toplantıyla salgını tüm ülkenin gündemine çekmeyi ve karantina önlemlerini başarmış. 5 milyon nüfusa sahip Norveçte virüs kaynaklı ölüm sayısı sadece 139.

ALMANYA, Avrupada gelişmiş ülkeler içinde mücadelede öne çıkan neredeyse tek bir ülke var, Almanya.  Almanya, diğer gelişmiş ülkelerden pozitif ayrışmış, dökülen Avrupa’nın içinde hem sağlık hem de ekonomik anlamda örnek bir ülke konumunda. Şansölye Merkel, hem halkı bilinçlendirme, hem salgını kontrol etmede, günlük test sayısında kararlı stratejisiyle başarılı olmuş bir kadın Başbakan. Yaşlı nüfusu fazla olmasına rağmen, sağlık hizmetlerini çok iyi yöneten ve günde 200 binlerle ifade edilecek test yaparak salgını kontrol altına almış. Vaka sayısı 130 binleri bulsa da ölüm sayısı diğer ülkelerden oldukça az.

YENİ ZELANDA, Doğudan birörnek.  Müslümanlara yapılan katliamda başarılı çıkışları, samimi tavırlarıyla ülkemizde de bilinir hale gelen Başbakan Jacinda Ardern Covid 19 mücadelesinde hem ekonomik hem de sağlık alanında bakın neler yapmış.  Sn. Ardern dört aşamalı bir plan uygulamış, ilk günden itibaren, insanları evlerinde kalmaya ikna etmiş, bunu ülkedeki nüfuz sahibi liderlerle, perakendecilerle, muhalefet parti liderleriyle canlı toplantılar yapmış, şu cümlesi ilginç, “Sınırlarımızdan su bile sızdırmayan bir sistem istiyorum. “ Ülkeyi sıkı bir karantinaya almış, kurallara uymayan Bakanlarını uyarmış, farkındalık oluşturmak için insanların cep telefonlarına akşamları mesajlar göndermiş, toplumu ikna etmiş. Son bir şey daha yapmış, kendisi dahil tüm vekillerin maaşlarını bağışlamış, işini kaybedenlere verilmek üzere.

HONG KONG, virüsün tüm dünyaya yayılmasına neden olan Çinin özerk bölgesi Hong Kong Devlet Başkanı yine bir kadın. Carrie Lam. Sn. Lam, ilk günden itibaren çok sıkı bir karantina önlemleri aldırmış, vatandaşların takibi sıkı yapılmış, maskesiz gezme yasağı, sokağa çıkma yasakları uygulanmış.  1000  aşan vaka sayısı ve sadece 4 ölü var.

TAYWAN, Cumhurbaşkanı Tsai Ing Wen, yaklaşık 24 milyonluk Tayvan, ülkede 124 farklı önlem almış, salgının başında çok sıkı seyahat kısıtlamaları, herkesle işbirliği, maske önlemleri vb. Sokağa çıkma yasağına gerek kalmadan kontrol altına almışlar. Ülkede vaka sayısı 450 ler civarında ve ölü sayısı sadece 6. Avupaya ve ABD’ye koruyucu maske gönderiyorlar.

Elbetteki, tüm bu örneklerden şu sonuç çıkmaz, kriz yönetiminde sadece kadın liderler başarılı.  Bu herşeyden önce cinsiyet ayrımcılığı olur, ayrıca aynı ülkelerin başında erkek liderler olsaydı ne olurdu bilemiyoruz. Ancak, tüm bu başarılı örneklerden, başarılı kadın liderlerden alınacak dersler var.  Özetlersek;

İyi yöneticiler, liderler birbirlerine benziyorlar.  Kötü yöneticilerde birbirlerine benzemiyorlarmı? Mukayese yapabilirsiniz.

İYİ YÖNETİCİLER,

Çıkarlarını düşünmüyorlar, tüccar değiller, politik hesap yapmıyorlar, kimden oy alırım, alamam demiyorlar.

Kibirden uzak duruyorlar, Yeni Zelanda’dan Finlandiya başbakanına kadar. 

Doğrunun ne olduğunu hep kendisinin bildiğini düşünmüyorlar, daima doğruyu arıyorlar.

Sağlam ve kararlı duruş sergiliyorlar. Bunu da içten ve samimi duygularla ifade ediyorlar, yapmacık değil, yüzeysel değil, sevgiye, inanca ve saygıya dayalı bir liderlik yapıyorlar.

Halkını ikna etmeyi başarıyorlar, zor günlerden geçiyoruz, hep birlikte karar vereceğiz, biz bugün bu kararları almazsak yarın çok geç olur derken birilerine saydırmıyorlar.

Bilime güveniyorlar, bilim insanlarını dinliyorlar ve uyguluyorlar. Gerektiğinde en ağır kararları almaktan çekinmiyorlar.

Samimi, içten sanki bir ailenin bir bireyi, eşi, çocuğu olmayı başarabiliyorlar, halktan birisi gibi davranmayı biliyorlar.

Ve nihayet önce İNSAN, bunun için SAĞLIK diyebiliyorlar.


YORUMLAR

  • 0 Yorum