Ecz. Özlem Özgen Selamoğlu

Ecz. Özlem Özgen Selamoğlu

Sağlık

21 Eylül 'de Okullar Açılacak mı?

01 Nisan 2021 - 17:01

31 Ağustos ta açılması planlanan okulların açılış tarihi şimdilik
21 Eylül; e ertelendi. Ancak bu tarihte açılacağı ile ilgili tam bir kesinlik yok henüz, olamaz da.
Okulların açılması ile ilgili pek çok görüş ayrılığı bulunmakta. Açıkçası kimse hangi görüşün doğru olduğu ile ilgili kesin bir yargıya varamaz, yüzde yüz doğru yok gibi görünüyor.
Geçtiğimiz günlerde Amerikan Pediatri Derneği okulların bir an önce açılması gerektiği ile ilgili bir açıklama yaptı. Bu açıklamada çocuklarda, özellikle de küçük yaştaki çocuklarda uzaktan
eğitimin ve evde uzun süre zaman geçirmenin hem pedogojik hem de psikolojik açıdan çok büyük riskler taşıdığı ve bu risklerin Covid-19; dan daha büyük riskler olabileceği söylenmekte.
Bu konuda bilim dünyası çok büyük bir ikileme düşmüş durumda.Gelin isterseniz önce dünyada hangi ülke okulların açılması ile ilgili nasıl bir yol izledi ona bakalım. ABD: Vaka sayısının yüksek seyrettiği ABD’de Başkan Donald Trump eyalet yönetimlerine okulların açılması talimatı verdi. Bazı eyaletler hazır olmadıklarını açıkladı. Eylülde okulları açma kararı alan New York’ta öğrenciler haftada bir-üç gün arası okula gidecek, diğer günler uzaktan eğitim alacak. Sınıflarda en fazla 12 kişi bulunacak.
İNGİLTERE: Çocuklarını okula göndermeyen ailelere para cezası uygulanacağını duyuran İngiltere’de öğrenciler, sınıflarda kümeler halinde eğitim görecek, ayrı ayrı yemek ve ulaşımdan yararlanacak. Okula giriş-çıkış saatleri de farklı olacak.
İTALYA: Okulların 14 Eylül’de açılmasını planlayan İtalya’da hükümet, sınıflarda tek kişilik sıra kullanmak için ihale açtı. Sınıf düzenlemeleri okul yönetimlerinin kararına bırakıldı. Okullara ek alan kiralamaları için fon sunulacağı da açıklandı.
FRANSA: Fransa’da okullar açıldı. Ülke genelinde eğitim anaokulu, ilkokul ve ortaokullarda kademeli başladı. Derslerin bir kısmı yüz yüze, bir kısmı uzaktan yapılıyor. Liseler ise eylülde açılacak.
İSPANYA: İspanya’da okullar eylülde açılacak, sınıflardaki öğrenci sayısı 20’den fazla olmayacak. Çocuklar maske takmaya teşvik edilecek ve 1.5 metre sosyal mesafe sınıf içinde de korunacak.
BREZİLYA: Brezilya’da anaokulları açıldı; ilk, orta ve lise öğrencileri de ağustos sonunda eğitime başlayacak. Öğrenciler, sınıfta ve oyun alanlarında küçük gruplar halinde olacak. Birbirinden mesafeli olmaları konusunda uyarılacak.

İSRAİL: Okulların 1 Eylül’de açılacağı İsrail’de maske 4. sınıf ve üzeri öğrenciler için zorunlu tutuldu. Pencereler, okullarda açık tutulacak ve eller sıklıkla yıkanacak.

ALMANYA: Almanya’da okullarına dönen çocuklar, yüz yüze eğitimlerine başladı. Okullarda sosyal mesafeye dikkat edilmesi konusunda öğrenciler, kurallar ve işaretlerle uyarılıyor. Öğrenciler ve öğretmenler koridorlarda maske takıyor ama sınıflarda veya oyun alanlarında mecburi değil. Eğitimin bir an evvel başlamasını savunan kişilerin genel inanışı, özellikle 12 yaş altı çocuklarda enfeksiyonun daha nadir ortaya
çıktığı ve bulaştırıcılığının da daha düşük olduğu yönünde. Öte taraftan bunun tam tersi görüşler de var. Örneğin Çin’ de enfeksiyonun yayılımının çocuklar ve yetişkinler açısından birbirinden farksız olduğunu gösteren çalışmalar yayınlandı. Almanya’da yapılan bir başka çalışmada 3712 kişinin psr taramasında çocuklar ve yetişkinlerin viral yükünün birbirinden
farklı olmadığı ortaya çıktı.Bu durum bize çocukların bulaştırıcılığının yetişkinler kadar olacağını düşündürüyor. Çocukların daha masum olduğunu düşünenlerin temel dayanaklarından biri ACE 2 reseptörleri. Bunlar virüsün hücreye giriş kapıları ve bunların sayısının çocuklarda yetişkinlere göre % 50 daha az olduğunu söyleyenler var ama bunun aksini iddia edenler de var ve bu konu çok da netleşmiş durumda değil aslında. Yine eğitimin başlamasında çekincesi olanların temel dayanak noktalarından biri de eğitim sektörünün sadece çocuklardan ibaret olmaması. Özellikle daha ileri yaş çocuklarda özellikle
yurtlar, okul servisleri gibi pek çok ek sektör var ve bu sektörlerin büyük çoğunluğunda yetişkinler çalışıyor, bir eğitim ordusu var ve bunlar da yetişkinlerden oluşuyor ve bu hareketlenmenin de enfeksiyon riskini arttıracağını düşünmek pek de yanlış olmasa gerek. Enfeksiyona yakalandıktan sonra genel kanı enfeksiyonun çocuklarda yetişkinlere göre daha hafif seyrettiği yönünde. Ancak öte yandan bütün bilim adamlarını şaşırtan bir durum var ki bu da virüsün çocuklarda Kawasaki benzeri bir sendroma yol
açması. Bu durum yüksek ateş, kırmızı dil, bir takım organ fonksiyon bozuklukları ile seyreden sendrom. Ama yine de hastalığa yakalanan çocuklar yetişkinlerden çok daha kolay atlatıyor hastalığı.
Ayrıca hastalığa yakalan pek çok çocukta semptom görülmese de evdeki yetişkinlere hastalığı taşıma risklerinin çok fazla olduğu düşünülmekte. Özellikle evde kronik hastalığı olan aile bireyleri ve 65 yaş üstü yaşlılar var ise uzmanların görüşü bu çocukların okula gitmemesi yönünde. Türkiye geçtiğimiz günlerde eğitim normalleşirse uyulması gereken kuralların yer aldığı son derece detaylı bir rehber yayınlandı. Ancak bu rehbere uyumu sağlayabilmek oldukça zor görünüyor. Örneğin bu rehberde 4 metrekareye bir çocuk
düşecek diye bir tanım var, bunu özellikle kalabalık sınıfların olduğu devlet okullarında uygulamak çok da mümkün değil. Teneffüs saatlerinde, yemek saatlerinde, çocuklar oynayıp şakalaşırken sosyal mesafe ve maske kurallarını uygulayabilmek ise hiç kolay değil. Bu yayınlanan rehbere uyumu sağlayabilmek için yapılan bir takım öneriler var.

Bunlardan biri hibrit eğitim modeli. Hibrit eğitim, hem online hem okulda yapılan eğitimin bir karışımı olan bir model. Vardiya eğitim modelini önerenler de var. Haftanın belli
günlerinde belli sınıfların gitmesinin istendiği bir model bu. Ayrıca sınıf sayılarının azaltılmasını isteyenler var. Ancak ülkenin şartlarında tüm okullarda bunu uygulamanın imkansız olduğu da gün gibi ortada.
Eğitimin tamamen normalleşmesi konusuna gelecek olursak; içinde bulunduğumuz şu günlerde vaka sayılarının hem ülkemizde hem tüm dünyada ciddi oranda artması ve insanların artık önlemlerden sıkılıyor olması eğitimin normalleşmesi için ciddi bir engel gibi gözüküyor. Tüik verileri Türkiye’ de her 10 bin kişiden 26 tanesinde Covid olduğunu göstermekte. Bu da neredeyse 200 bin taşıyıcının bulunduğu anlamına geliyor ve bu rakamların daha da fazla olma ihtimali de var. Türkiye’ de 10 binin üzerinde aktif vaka var ve bunların artıyor olması mümkün. Ayrıca sonbaharın gelmesiyle risklerin artma ihtimalinin oldukça yüksek olduğu da
herkes tarafından bilinen bir gerçek. Dolayısıyla şu anki seyir devam ederse okulların tamamen açılması pek mümkün görünmüyor. Ancak bir konuya değinmeden yapamayacağım. Öğrenciler plajlara, AVM’ lere, kafelere, parklara hiçbir kısıtlama olmadan gidiyorken, toplu taşımaya rahatça binip arkadaşlarıyla toplanıp
kalabalık gruplar halinde gezebiliyor, sokaklarda oynayabiliyor ve çevresi ve kendisi için büyük risk teşkil ediyorken, hiçbir kısıtlama, önlem yok iken, pandemi ve olası riskler nedeniyle okulların açılmayacak olması da oldukça adaletsiz bir durum teşkil ediyor. Eğer okullar açılmayacaksa da gençler ve çocuklar için bir takım kısıtlamaların getirilmesi salgının seyri açısından önem teşkil etmektedir.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum