Ecz. Özlem Özgen Selamoğlu

Ecz. Özlem Özgen Selamoğlu

Sağlık

KORONA VİRÜSÜN MUTASYONA UĞRAMASI VE ARTAN VAKA SAYILARI

23 Nisan 2021 - 11:10

Korona virüste ülkemiz 3.büyük dalgayı yaşamaktadır. Mutasyonlu virüslerin ülkemize gelmesi,  halkın gevşemesi, siyasilerin sorumsuz davranışları ile birleşince korona virüs tablosu ülkemizde vahim bir hal almıştır. Günlük 62 binlere ulaşan vaka sayısıyla Türkiye, dünyada 2. sıraya yerleşmiştir. 1.sıradaki Hindistan’ daki günlük vaka sayısı 235 binlerde olmasına rağmen nüfusunun  1,4 milyar olduğunu düşünecek olursak Türkiye, nüfusuna göre vaka sayısı oranında açık ara dünyada 1. sıradadır. Bu durum her geçen gün daha da vahim bir hal almaktadır. Ayrıca korona virüs ölüm oranları ve yoğun bakım doluluk oranları her geçen gün artmaktadır.


Virüsün mutasyona uğramasıyla birlikte hastalık daha hızlı ve kolay bulaşmaya ve çocuklarla gençleri daha çok hastalandırmaya başlamıştır. Bu günkü yazımda ‘’ Virüsün mutasyona uğraması ne demek, yeni mutasyonlu virüsün korona virüsten farkı var mıdır, aşı mutant virüse etkili midir? ’’ gibi çok merak edilen konulara açıklık getirmeye çalışacağım.

 

MUTASYONLU VİRÜS NEDİR?
Mutasyon değişim demektir. Mutasyonun bir virüste olması, virüsün belli bölgelerinin, daha çok da amino asitlerinin, protein yapısının, nükleik asit yapısının ya da herhangi bir antijenik bölümünün değişikliğe uğraması ve bu değişikliklerle birlikte virüsün total olarak değişikliğe uğraması ve yepyeni başka bir virüsün ortaya çıkması demektir. Mutasyon virüsün neresinde olduysa ona göre belirtiler değişir.

Şu ana kadar koravirüste en önemli mutasyon  konak  hücreye gelip yapışmayı sağlayan S (spake) proteininde olmuştur. Bu nedenle mutant suş, konak hücreye yani, hasta ettiği kişiye daha kolay yapışmaktadır. Yani hasta ettiği kişinin hücresine hem daha kolay yapışır, hem hastalık yapma hızı artar, hem de virüsün insanlar arasındaki hızı artar.

Dünyada şu ana kadar İngiltere, Güney Afrika ve Brezilya mutasyonları görülmüştür. Hatta İngiltere’ deki mutant suş kendi içerisinde bir kez daha mutasyon geçirmiştir, yani İngiltere’ de 2 mutant suş bulunmaktadır. Bunlardan sadece Güney Afrika mutantının hastalığın daha ağır geçmesine neden olduğu ispatlanmıştır. Mutasyonların tümü S proteininde meydana geldiği için eski koronavirüsten daha hızla yayılmaktadırlar.

Türkiye’ de; mutasyonlu vaka oranı yüzde 85’ in üzerindedir ve mutant virüsler bütün illerimizde görülmüştür. Ağırlıklı olarak İngiltere mutantı söz konusu olmakla beraber Brezilya ve Güney Afrika varyantı da söz konusudur.


MUTASYONLU VİRÜSÜN KORONA VİRÜSTEN FARKLILIKLARI NELERDİR?

İngiltere mutantı, daha kısa sürede insanları enfekte edebilmektedir. Yapılan araştırmalarda daha genç grubun da hasta olmaya başlamasıyla virüsün daha hastalandırıcı özellik kazanmış olacağı öngörülmektedir. Özetle İngiltere varyantı, daha kolay ve hızlı bulaşmakta ve daha fazla hasta edebilme potansiyeline sahip bulunmaktadır.

Mutasyonlu virüs, normal virüsten farklı belirtiler gösterebilmektedir. Mutasyonu olmayan virüste burun akıntıları çok görülmezken mutasyonlu virüste burun akıntıları ve hapşırma görülmektedir. Mutasyondan önce  ateş görülürken titreme görülmüyordu ancak mutasyonlu virüste ateşle birlikte titreme de görülmektedir. Önceleri burun akıntısı ve hapşırma olması doktorlara alerjik ya da gribal bir enfeksiyon olabileceğini düşündürürken şimdilerde burun akıntısı, hapşırma ve titreme İngiltere mutasyonu olabileceğini düşündürmektedir. Ateş, öksürük, mide bulantıları ve kusma diğer virüste de mutasyonlu virüste de vardır, ek olarak mutasyonlu virüste bu üç belirti yani; burun akıntısı, hapşırma ve titreme de görülebilir.

İngiltere mutasyonu çocuk vaka sayılarını arttırmıştır. Hatta son birkaç ayda erişkin vaka sayılarıyla aynı oranda çocuk vaka sayıları da artmıştır. Çocuklarda korkutucu olan, covid tanısından 4-6 hafta sonra ortaya çıkan, çok organ sistemini etkileyen, ölümcül MIS-C (Multisistem İnflamatuar Sendrom) hastalığının ortaya çıkabilmesidir. Bu hastaların %73’ünde altta yatan hiçbir hastalık bulunmamaktadır. Düşmeyen ateş, cilt döküntüsü, gözlerde kızarma, mide-barsak sistemi bulguları ile Kawasaki hastalığını taklit edip, kalp ve merkezi sinir sistemine ait klinik belirtiler de göstermektedir. Hastaların %64-80’i yoğun bakım, %13-30’u ventilatör tedavisi gerektirmektedir.



MEVCUT AŞILAR YENİ MUTANT VİRÜSLERE ETKİLİ MİDİR?

Bilim insanları hem yeni hem de eski türlerde, COVID-19 enfeksiyonlarından kurtulmuş kişilerin kanından alınan antikorları test etmişlerdir ve bu antikorların virüsü nötralize etmek için ne kadar iyi çalıştığı konusunda önemli bir fark bulamamışlardır. 

Bu durum, koronavirüs mutasyon geçirip, daha önceden orijinal tür sebebiyle hastalık atlatmış kişiyi enfekte ettiğinde, bu kişide mutasyonlu türe karşı da koruyuculuğun olduğu anlamına gelmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü'nün açıklamalara göre orijinal Çin koronavirüsüne dayanan aşılar, bu yeni türe karşı da koruyucu etki göstermektedir ve iyi bir bağışıklık tepkisi oluşturmaktadır.

Mevcut tedaviler ve önleme çabaları virüsteki bu değişiklikten çok fazla etkilenmiş gibi görünmemektedir. Ancak mutasyon yeni türlerin ne kadar hızlı ortaya çıktığını işaret etmekte ve bunlardan birinin gelecekte bir soruna yol açıp açmayacağı hakkında soru işareti oluşturmaktadır.

Dünyanın dört bir yanındaki bilim insanları, aşıların hala etkili olacağını doğrulamak için laboratuvar çalışmaları yürütmektedir.

Ülkemizin geldiği son noktada 14 Nisan akşamı getirilen yeni tedbirler oldukça yetersiz kalmıştır ve yangının alevini söndürmeyi bırakın hafifletmeyeceği gün gibi ortadadır. Derhal tam kapanmaya gitmek ve sert tedbirler almak zaruridir. Ayrıca aşılamaya sağlık çalışanlarıyla iyi bir başlangıç yapan ülkemiz devamında aynı başarıyı sürdürememiştir.Gelinen noktada ülkemizde gerek aşı tedariği konusunda, gerek aşı önceliği konusunda, gerekse aşılama hızı konusunda şu anda ciddi sorunlar yaşanmaktadır. En çok aşı yapılan ülkeler arasında nüfusa oranla sondan dördüncü konumdayız. Aşılama sürecinin yavaş gitmesi virüsün baskılanmasını da olumsuz etkilemektedir. Aşılamanın etkili olabilmesi için nüfusun en az %60 nın aşılanması gerekirken ülkemizde bu oran şu anda maalesef %10,7 civarındadır. Yapılması gereken derhal aşılama hızının ve yoğunluğunun arttırılması, mücadeleye amasız fakatsız tamamen bilimin ışığında devam edilmesidir. Bu küresel salgından çıkış tamamen bilimsel tedbirlerle, devletin ve halkın fedakarlığıyla olacaktır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum