Ecz. Özlem Selamoğlu Özgen

Ecz. Özlem Selamoğlu Özgen

Sağlık

DOĞANIN MUCİZESİ PROPOLİS

29 Haziran 2021 - 00:43

Covid-19 virüsünün hayatımıza girmesiyle birlikte propolis, çokça gündeme gelmeye başladı. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için uzmanlar tarafından en çok tavsiye edilen ürünlerin başında gelen propolis, bilinen en güçlü antioksidanlar arasındadır. Antioksidan özelliğinin yanı sıra propolis, antiseptik, anti-enflamatuar, antibakteriyel, antiviral,  antifungal, antiparaziter, ülser önleyici, antikanser ve immünomodülatör özellikleri nedeniyle çeşitli hastalıkların tedavisinde çok sayıda uygulamaya sahiptir. Bu ayki yazımda doğanın mucizesi propolisin tüm faydalarını anlatmaya çalışacağım.


Propolis nedir?

Propolis, geçmişi MÖ 460-357 yıllarına dayanan ve Yunanlılar tarafından keşfedilen; bal, arı sütü ve polen gibi bir arı üründür. Propolis kelimesi Yunanca’da “şehri koruyan” anlamına gelmektedir. Bu anlamından yola çıkarak bal arıları için de “kovanı koruyan” anlamındadır. Tarih boyunca çeşitli medeniyetler tarafından farklı amaçlar ile propolis kullanılmıştır. Yunanlılar genel olarak apse tedavisinde propolis kullanırken, Mısırlılar cesetleri mumyalamada propolisi kullanmışlardır. Propolis, arıların bitkilerin, özellikle çam ve kavak ağaçlarının, tomurcuklarından ve gövdelerinden topladıkları reçine maddelerini kendi salgı bezlerinden salgıladıkları enzimler ile işleyerek ürettikleri koruyucu bir arı ürünüdür. Arıcılar bu maddeyi, preboli ve arı zamkı olarak da tanımlarlar. Propolisin koruyucu etkisi sayesinde kovan böcek, bakteri, mantar gibi dış etkenlere karşı dirençli hale gelir. Aynı zamanda bal peteklerinde bulunan çatlakları da propolis kullanarak onarırlar. Propolis, antibakteriyel ve antimikrobiyal bir maddedir. Bu iki özelliği sayesinde kovanın savunmasını ve hijyenini sağlar. Aynı zamanda ısı yalıtımı sayesinde soğuğa karşı, istenmeyen mikroorganizmalara ve su geçirmeye karşı da koruyucudur. Arılar propolisi peteği savunmak amacıyla kullanarak aslında bal, polen ve sütlerini korurlar.
Propolisin rengi reçinelerin toplandığı bitkilerin bölgesine göre değişmekle beraber genelde koyu kahverengidir. Propolisin kokusu da rengi gibi mevsim ve coğrafi koşullara göre değişiklik göstermektedir ancak karakteristik bir kokusu olduğu söylenebilir.
Propolisin yapısını genel olarak %45 reçine ve bitkisel balsam, %30 mum ve fenolik bileşikler, %10 esansiyel ve aromatik yağlar, %5 polen ve vitamin, mineral gibi diğer maddeler oluşturmaktadır.
Propolis zengin bir içeriğe sahiptir. Bu nedenle de bağışıklık sistemi güçlendirmek  için özellikle son zamanlarda sıklıkla tercih edilmektedir. Propolisin bağışıklık sistemini koruyucu etkisi içerdiği 300’den fazla yararlı bileşikten ve vitamin, mineral içeriklerinden  kaynaklanmaktadır. Propolis; B1, B2, C, E vitamini; çinko, bakır, demir, kalsiyum, magnezyum, sodyum ve potasyum gibi mineraller açısından zengindir. Saydığımız vitamin ve minerallerin haricinde propolis içeriğinde; flavonoidler, fenolik asit ve esterleri gibi yüksek antioksidan etki gösteren polifenoller; terpenoidler, steroidler, aromatik asit ve esterleri, alfatik asit ve esterleri, alkoller, aldehitler, kalkonlar, ketonlar, hidrokarbonlar bulunmaktadır. Polifenoller vücut tarafından sentezlenemez ve bu nedenle besinler yoluyla alınması önemlidir. Porpolis antioksidan ihtiyacının karşılanması açısından da oldukça besleyicidir. Yapılan çalışmalar propolisin antioksidan etkisinin nar suyundan 80 kat daha fazla olduğunu ortaya koymuştur.

Propolisin kullanım alanları
Anti-bakteriyel: Propolis, bakteriyi bilinen 4-5 şekilde inhibe eden, limitsiz potansiyele sahip bir takviyedir. Tonsillit, farenjit, otit, sinüzit gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarında, bronşit, pnömoni, astım, KOAH gibi alt solunum yolu enfeksiyonlarında ve özellikle bunların akut alevlenmesinde, sistit, vajinit, yara, yanık, akne, ağız içi enfeksiyonlar, abse, peptik ülser ve helicobacter pylori, septik artrit gibi antibiyotik kullanımı gerektiren tüm enfeksiyonlarda etkilidir. Propolis antibiyotikle sinerjik etki gösterir. Bazı durumlarda antibiyotiğin  bakteri ve mayalar üzerindeki etkisini 100 kat arttırdığı görülmüştür.  Antibiyotik kullanan kişilerde antibiyotiğin etkisini arttırmak ve tekrarlayan enfeksiyonlarda reenfeksiyon ihtimalini azaltmak için propolis kullanılması önerilmektedir. Ayrıca bakteriler propolise antibiyotiklere olduğu gibi direnç geliştiremeyeceği için güvenilir bir tedavi yöntemi olarak tercih edilmelidir. Antibiyotik dirençli Stapylococcus’ larda probiyotik ile birlikte alınan antibiyotiklerin bu direnci kırdıkları gözlemlenmiştir.
Anti-viral: Gribal enfeksiyonlar, herpes (zona, uçuk gibi), hepatit A-B, covid-19 gibi pek çok viral enfeksiyonda etklidir.
Gripte uyguladığımız tedavi daha çok çok ağrı, ateş, öksürük gibi semptomları hafifletmek üzerinedir. Ancak aslında ana etken virüstür. Hastalığın ana kaynağını ortadan kaldırmak için propolis kullanılması oldukça etkilidir.
Ayrıca antiviral ilaçlar oldukça azdır ve bu ilaçlara karşı direnç oluşma tehditi çok fazladır. Oysa ki propolise direnç oluşması söz konusu değildir. Propolis, antibiyotiklerle olduğu gibi antiviral ilaçlarla da sinerjik etki gösterir, böylelikle tedavinin etkinliği kat ve kat artar.
Anti-fungal: Propolis 80-100 çeşit fungal enfeksiyonu (mantar) yok edebilme gücüne sahiptir. Yine antifungal ilaçlarla sinerjik etki söz konusudur. Antifungal ilaçlarda da sıklıkla görülen direnç propoliste yoktur. Ayrıca antifungal ilaçların yan etkileri düşünülecek olursa en azından düşük doz kullanılmasını veya hiç kullanılmamasını bile sağlaması çok büyük bir başarıdır.
Anti-enflamatuar ve Anti-oksidan etki: İnflamasyon, vücudun kendisini korumak için verdiği cevaptır. Her enfeksiyona inflamasyon eşlik eder. Her inflamasyona enfeksiyon eşlik etmez. Propolis, hem kendisi antienflamatuar etki gösteren hem de immünmodülatör etkili yani bağışıklık sistemini dengeleyen eşsiz bir ajandır.
Propolis, süperoksit dismutaz, katalaz, glutatyon peroksitaz, glutatyon redüktaz gibi vücudun antioksidan enzimlerinin düzeylerinin artmasını sağlayarak vücudun kendi antioksidan mekanizmasının yükselmesini sağlar. Ayrıca propolis, 2 adet OH grubu taşımaktadır. Bu 2 OH grubu sayesinde E vitamini ve C vitamini gibi çift reaksiyon oluşturur Bu redox etki serbest oksijen radikallerinin vücuttan uzaklaştırılması için çok önemlidir.
Propolis ayrıca, interlökin 13 ve 10 (IL 13&10) seviyelerini arttırır. IL 13&10 akciğer epitelyum hücrelerinde mukus üretiminde rol alırlar ve antienflamatuar etkilidir. Öksürük şurubu gibi antiekspektoran etkisi vardır.
Yapılan çalışmalar propolisin IL-1beta’ nın zararlı etkilerini durdurabileceğini ve kıkırdak dokuyu inflamatuar süreçlerde koruyabileceğini göstermiştir.
Propolis, enflamasyon sürecini olumsuzlaştıran birçok mediatör ve sitokin ( histamin, TNF Alfa, IL1, IL8, IL6 vb ) üzerinde etki göstererek enflamasyon semptomlarını hızlı bir şekilde gidermektedir. Ayrıca steroid gibi etki gösterir. Ancak NSAİ ilaçlardaki ve steroidlerdeki yan etkiler propoliste yoktur. Histamin blokajı yapması nedeniyle aynı zamanda alerji ve astımda da oldukça etkilidir.
Anti-tümör: Makrofajları uyararak kanserle mücadelede önemli rolü olan IL2 ve gama interferonunu arttırır. İmmünomadolatör etkisi ile lenfositleri uyararak tümör hücrelerine karşı etkin savunmayı uyarır. Anjiogenezi önleyerek tümör hücresinin beslenmesini bozar ve kanser hücresinin metastazını önleyici etki gösterir.
Propolisin kanserli hücreleri durdurarak normal hücrelerin aktivitesini arttırdığı ve dokunun normal hale gelmesini sağladığı bilinmektedir.
Propolisin kadınlarda en sık görülen kanser türü olan rahim kanserine neden olan insan papilloma virüs (HPV) enfeksiyonunu yok ettiği görülmüştür.
Yapılan araştırmalar düşük dozdaki propolisin meme karsinomlarını önleyici olarak uygulanabileceğini göstermiştir.
Propolisin fitoöstrojenik etkili olabileceği ve östrojen reseptörleri ile etkileşime girerek östrojen yetersizliğine bağlı olarak gelişen kalp damar hastalıkları, osteoporoz gibi bozuklukların düzelmesinde etkili olabileceği gösterilmiştir.  Menapoz ve antropoz sonrası uygulanabilen hormon replesman tedavilerinin korkulan yan etkileri olan meme ve prostat kanserlerinden korunmaya karşı alternatif bir uygulama olabileceği de belirtilmektedir.
Antidiabetik, Antihipertansif ve Dislipidemik: Propolis kan şekerini dengeler ayrıca pankreas hücrelerini onarır.  ACE reseptörünü inhibe ederek tansiyonu düzenler. Toksik serbest yağ asitlerini azaltarak ateroskleroz gelişimini engeller. İçeriğindeki qercetinin damar kuvvetlendirici etkisi vardır. Aspirin gibi etki ederek platelet agregasyonunu inhibe eder. Trigliserit ve kötü kolesterolü azaltırken iyi kolesterolü yükseltir.
NO senteziyle vazodilatasyon yapar. Hipertansiflerde kan basıncını düşürürken, normal tansiyona sahip kişilerde kan basıncını etkilememektedir. Bu etkinin vazodilatasyona bağlı olduğu düşünülmektedir.
Yara, yanık ve deri hastalıkları: İçeriğindeki l-arginin ve prolin, klojen ve elastinin yapı taşıdır. Bunlar yara tedavisinde çok önemli ajanlardır. Ayrıca antienflamatuar, antimikrobiyal, antioksidan özellikleri ile akne, yara, yanık, dermatitler, ülserler, ekzema, psöriyazis, zona, dermatofit ve göz hastalıklarında kullanımı vardır. Dokunun beslenmesi, oksijenlenmesi ve rejenerasyonunu destekler. Cildin dengeli nemlenmesini sağlar. Antihistaminik etkisiyle gereksiz kaşıntılarda kullanılabilir.
Ağız-diş sağlığında: Antibakteriyel etkisini ağızdaki faydalı bakterileri öldürmeden gösterir. Diş çürümesi, plak oluşumunun önlenmesinde,protez temizliği ve hijyeninde, aft tedasinde kullanımı vardır. Anestezik etkisi Avrupa’ da patentlenmiştir.
Propolisin kullanım şekli
- Propolis genel olarak piyasada damla şeklinde bulunmaktadır. Propolisin en yaygın kullanım şekli budur. 
- Bebeklerden yetişkinlere kadar her yaş grubuna hitap eder ve kullanılabilir.
- Propolis, suda çözünür damla, tablet, kapsül, krem, sprey, şurup ve toz formlarında bulunur. 
-Propolis, oral ya da cilt üzerine sürülerek uygulabilir. 
- Damla propolis, ağız yaraları ve boğaz enfeksiyonları için sıvı ve katı gıdalara damlatılarak tüketilebileceği gibi gargara yapılarak da kullanılabilir. 
- Tablet ve kapsül propolis, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ve uyku problemlerinin çözülmesi için su ile beraber yutularak; krem propolis, küçük yanık ve yaraların tedavisi için cilt üzerine sürülerek kullanılır. 
- Sprey formda olan propolis boğaz enfeksiyonlarının tedavisine yardımcı olur, şurup ise öksürük ve ağız yaraları için uygulanır. 
- Hastalıkların tedavisi için propolis kullanılmadan önce mutlaka hekime veya eczacıya danışılmalıdır.
Propolis Kullanmadan Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler
Propolis kullanımından önce ürünün kullanım talimatları dikkatlice okunmalı, kişiyi şüpheye düşürecek bir durumun varlığında mutlaka hekime danışılmalıdır. Ayrıca kronik hastalığı olan kişiler de propolis kullanmadan önce mutlaka hekime danışmalıdır. Propolis kullanımından önce dikkat edilmesi gerekenlerin bir kısmı şunlardır:
-Propolisin içeriğinde yer alan doğal bileşenlerden bazıları kanın pıhtılaşmasını yavaşlatabilir. Bu yüzden planlanan bir operasyon öncesinde propolis ve diğer doğal, bitkisel ürün ya da ilaçların tüketimi bırakılmalıdır.

-Bala alerjisi olan kişilerin propolis tüketmemesi önerilir.

-Gebe ve emziren annelerin, propolis kullanmadan önce hekime danışmaları son derece önemlidir.

-Propolis alkol ile birlikte kullanılmamalıdır.

-Astım gibi solunum ile ilgili rahatsızlığı olanların, propolis kullanımından önce hekimden görüş almaları gerekir.

-Propolis de dahil olmak üzere hiçbir doğal ya da bitkisel ürün, yüksek miktarda tüketilmemelidir.

-Propolisin uzun süre ile kullanımı alerjik reaksiyonlara yol açabilir.


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum