Runerm Ateş

Runerm Ateş


Türkiye'de neler oluyor ?

23 Kasım 2020 - 14:00


CHP hiçbir tehdide boyun eğmedi, eğmeyecektir de... Şahsın birinin gelip Cumhuriyet Halk Partisi GenelBaşkanına, üst üste iki gün tehdit ve hakaretler yağdırmasından bahsediyorum. İlk gün dört sayfalık el yazısı mektubu yazmış ve bu mektubunu Twitter’dan paylaşmıştı ardından bir mektubunu daha Twitter’dan paylaştı. Cumhuriyet'in kurucu partisi, ana muhalefet partisinin genel başkanına yönelik tehdit söylemleri karşısında hukuk sistemi, yargı yetkisini kullanmak zorunda. Tehdit ve hakaret söylemlerinde, şikayet müracaatında bulunulsun ya da bulunulmasın, savcılık kendiliğinden soruşturma açmalı. Aksi takdirde etik değerlerden yozlaşan bir hukuk sistemi elbette kabul edilemez. Yıllardır ülkü, millet, vatan gibi değerleri ilke edindiğini iddia eden bir partinin genel başkanının, bir mafya lideri olduğu öne sürülen kişi için ‘’ülke ve millet sevdalısı bir ülkücü, ülküdaşım, benim dava arkadaşım’’ gibi açıklamalarda bulunması sorgulanacak bir nokta. Sorgulanması gereken başka bir nokta var ki; Cumhur İttifak’ının kolluk kuvvetleri ve yargıyı da katarak vicdan ve ahlak dışı saldırılarının sonuç almaması sonucunda, ittifak ilişkilerinde yeni bir ortaklık arayışında olup olmadığı varsa bu arayışın, mafya olduğu iddia edilen kişi/kişilerle karşılık bulup bulmadığıdır. Ülkücü zihinleri daha iyi anlayabilmek ve anlamlandırabilmek adına bu mektubun etkili olabileceğini söylesem yanılmamış olurum sanırım. ‘’Mevzu devlet olduğunda gerisi teferruat...’’ olan bir ahlak anlayışının, mektupta kullanıldığı dilde politik şiddetin, kadını aşağılama üzerinden sağlandığını görüyor ve bir kadın olarak bu akıl dışı mektubun ele alınış biçimini kınıyorum. Hrant Dink’in suikastla öldürülme olayı aklıma geldi. Bir yazısı üzerine Agos önünde Ülkü Ocakları’na mensup bir grup, tehdit içerikli pankartlar açmıştı. Yine aynı yerde -Agos önünde- uğradığı silahlı saldırı sonucunda olay yerinde hayatını kaybetti. ‘’Mevzu devlet olduğunda gerisi teferruat...’’ bakış açısının kurşunlardan ibaret olması oldukça kan dondurucu!

AYRIMCILIK EĞİTİM POLİTİKALARI ÜZERİNDEN DEVAM EDİYOR

Salgının giderek artan vaka sayıları ve prevelansının -yayılma hızının- kontrolden çıkması üzerine, MEB, 4 Ocak 2021 tarihine kadar yüz yüze eğitime ara verilmesi yönünde karar alırken; Diyanet, “Hafızlık eğitimi verilen yatılı Kur’an kurslarında yüz yüze eğitime devam” dedi. Kafeler, lokantalar kapatılıyorken, yüz yüze eğitimler okullarda durduruluyorken, Hafızlık eğitimi veren kursların temel Kur’an derslerinin hala yüz yüze eğitimle devam etmesi şaşkınlığın daniskası! Olaylar böyleyken tepkiler üzerine MEB, yeni açıklamada bulunarak resmi ve özel tüm anaokulu, ana sınıfı ve uygulama sınıflarında haftada beş (5)
gün yüz yüze eğitim yapılmasının uygun olacağını dile getirdi. Sus payı bir taktikse inanın susulacak gibi değil. Veri şeffaflığı ilkesinin ihlal edildiği bir ortamda, mevcut verilerin çok daha aşağısında açıklanan bir tablo bile kaygılandırırken bu rahatlık niye, anlamlandıramıyorum.

DERİNLEŞEN KRİZLER...

Asgari ücretin (2 bin 324 lira 70 kuruş), açlık sınırının (2 bin 482 lira 28 kuruş) altında olduğu bir ülkede doymayan mideler, tedavisini karşılayamayan hastalar, işsiz olduğu için kendini yakan insanlar varken ekonominin durumu devamlı içten içe konuşuluyor elbette. ‘’İçten içe...’’ dikkat! Çünkü konuşmak yasak. Ülke açık cezaevine döndü resmen. Birilerine göre ülkemizde ekonomi iyi gidiyordu ve bunu savunmaktan gocunmuyorlardı. Ne hikmetse Merkez Bankası Başkanlığı’ndaki ismin değişmesinin ardından Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, resmi Instagram hesabından istifa ettiğini duyurdu. İsimlerin değişmesiyle ekonomi düzelmez. Dış borçlar ortada! Rejim önemli, gelir ve adil servet dağılımı
önemli. Biz halk olarak aynı gemideyiz, birilerinin gemicikleri olabilir ama bizim bir tane gemimiz var ve gemi su alıyor, gemi batıyor. Gözümüzü, kulağımızı açacağız, maske ve fiziksel mesafe kurallarına uyarak ağzımızı da açacağız elbette...
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum