Tuğçe Yerdelen

Tuğçe Yerdelen

Kültür Sanat

Dağları mesken tutan usta

08 Nisan 2021 - 12:18 - Güncelleme: 08 Nisan 2021 - 12:53

“Ne şeytanı azizim ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması. İçimizde şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...” Sabahattin Ali

Geçtiğimiz günlerde hatta tamı tamına 6 gün önce edebiyatımızın büyük ustası Sabahattin Ali'nin aramızdan ayrılışının ölüm yıldönümüydü. 2 Nisan 1948 yılında kaybettik büyük ustayı. Her büyük ustada olduğu gibi Sabahattin Ali'nin de değerini çok çok sonra anladık. Özellikle "Kürk Mantolu Madonna" son yıllarda çok satanlarda yerini korudu. Hatta Sabahattin Ali'yi tanımayanlar bu sayede onunla tanıştı. Popülizm böyle bir şey olsa gerek. Bir anda edebiyatla yakından-uzaktan ilgisi olmayan bile popülizm ile "Kürk Mantolu Madonna"ya merak saldı. Elbette ki, kitabı edinip kitapla beraber fotoğraf çekilip ve onun üzerinden tabiri caizse caka satmaya çalışanlar da var. Kültür-sanat üzerinden kendini farklı göstermeye çalışanlar her zaman olacaktır. Hatta onunla da yetinmeyip, ezberlediği birkaç cümleyi sohbet arasına sıkıştıranlarda olacaktır. Lakin kökü edepten gelen edebiyatımız ve onun icracıları her zaman yerini koruyacaktır. Sabahattin Ali'yi anarken sadece roman ve öykülerinden bahsetmek olmaz. O ayrıca iyi de bir şairdir. Bugünlerde hala aynı sıcaklığını koruyan şarkılar, Sabahattin Ali'nin şiirlerinden bestelenmiştir. Şiir dünyasındaki eski ve yeni tartışmalarına katılarak yorumunu beyan eden Sabahattin Ali: "Bence şiirin eskisi ve yenisi yoktur. İyi şiir muhakkak ki insana bir şey ilave eder, bu şey bazen tez olur; bazen bizim manen daha genişlememizi temin eden bir heyecan olur. Şiir insanda yarattığı lirik heyecanının derecesi kadar uzun ömürlü olur" der.

Gelin şimdi büyük usta Sabahattin Ali'yi daha yakından tanıyalım: 
Sabahattin Ali 25 Şubat 1907’de Kırklareli’de doğdu. İstanbul’daki Muallim Mektebi’nde aldığı nitelikli eğitim sayesinde Yozgat’ta öğretmenlik yapmaya başladı. Birkaç yıl sonra Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yabancı dil eğitimi alması amacıyla yurtdışına gönderilen isimler arasındaydı. 1928-1930 yılları arasında yabancı dil eğitimini Almanya’daki bir dil fakültesinde aldı. Burada Ivan Turgenyev, Edgar Allan Poe, Thomas Mann gibi yazarların eserleriyle tanıştı. Sabahattin Ali’nin bu yazarlardan etkilendiği görülmektedir. Türk Ulusu’na hakaret eden koyu milliyetçi bir Alman gencini tartakladığı gerekçesiyle Almanya’daki eğitimi sonlandırıldı ve Türkiye’ye gönderildi. Bazı kaynaklar, Ali’nin Türkiye’ye dönüşünün sebeplerini başka nedenlere bağlamaktadır. Türkiye’ye döndükten sonra önce Bursa’da öğretmenlik yaptı; ardından Aydın’da bulunan bir okulda Almanca öğretmeni olarak çalıştı. Ali, Atatürk’e hakaret ettiği gerekçesiyle ve çeşitli politik suçlamalar nedeniyle tutuklandı ve Sabahattin Ali’nin yaşam öyküsündeki yeri iyi bilinen Sinop Cezaevi’ne gönderildi. Suçlamaların yersiz olduğunu kanıtlarcasına Atatürk’e ithaf ettiği Benim Aşkım adlı şiirini ve başka bir amaçla da Esirler adlı  tiyatro oyununu yazdı. Ayrıca ülkemizde çok sevilen şarkı “Aldırma Gönül”ü de Sinop Cezaevi’nde geçirdiği günlerde yazdı. Eşi Aliye Hanım’la 1935 yılında evlendi. Bu evlilikten Filiz Ali adında bir çocukları oldu. Filiz Ali 5 yaşındayken yazdığı, en iyi bilinen Sabahattin Ali kitaplarından olan Kuyucaklı Yusuf romanı büyük tartışmalara yol açtı. Hatta Hüseyin Nihal Atsız, bu romana karşılık olarak İçimizdeki Şeytanlar adında bir eser yazmıştı. Sabahattin Ali, birçok kez askere alınmıştı. Askere alınma sebeplerinden biri II. Dünya Savaşı seferberliğiydi ve ülkemizde hâlen çok satan Kürk Mantolu Madonna adlı meşhur eserini bu yıllarda askerdeyken yazdı. Yıllardır düşmediği çok satanlar listelerinde yerini koruyan en sevilen eseri Kürk Mantolu Madonna’nın yanına diğer kitapları Kuyucaklı Yusuf ve İçimizdeki Şeytan eklenmiştir. Birçok dile çevrilen Kürk Mantolu Madonna, 2016 yılında İngilizceye çevrilerek bir dünya klasiği olma yolunda büyük bir adım atmıştır ve yediden yetmişe herkesin severek okuduğu bir kitap olarak başka kitaplarda ve filmlerde de adından bahsettirmiştir.

Sabahattin Ali'nin en meşhur şiirlerinden birisini de hatırlayalım:
"Başım dağ, saçlarım kardır,
Deli rüzgarlarım vardır,
Ovalar bana çok dardır,
Benim meskenim dağlardır,

Şehirler bana bir tuzak;
İnsan sohbetleri yasak;
Uzak olun benden, uzak,
Benim meskenim dağlardır…”
O'nun hakkında o kadar çok yazılacak, anlatılacak şey var ki, 41 yıllık ömrünü hatta kısa sayılabilecek hayatını; öykü, roman ve şiirle doldurmuş Sabahattin Ali. Yazar ve şair, edebiyatımızın mihenk taşlarından biri, romancılığın abidesi, saygıdeğer Sabahattin Ali'yi tüm edebiyat severler ve tüm vatandaşlarımız gibi ben de saygı ve şükranla anıyorum. Nurlar içinde uyu, büyük usta.

 

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Urfalı
    3 ay önce
    Sebahattin Ali anca bu kadar güzel anlatılırdı. Büyük ustanın yolunda gitmeniz dileğiyle...
  • Kerem Köfteoğlu
    3 ay önce
    Kalemine sağlık, akıcı ve güzel bir yazı olmuş