YENİ NORMALDE GÜNEŞ, DENİZ ve TATİL

YENİ NORMALDE GÜNEŞ, DENİZ ve TATİL
09 Temmuz 2020 - 22:51 - Güncelleme: 09 Temmuz 2020 - 23:06


 11 Mart 2020 tarihinde Türkiye’ de ilk koronavirüs vakasının açıklanmasının ardından geçen 3,5 aylık süreçte Türk halkı olarak oldukça sıkıntılı bir süreçten geçtik. Sıkı bir şekilde uygulanan kısıtlamaların ardından şu günlerde vaka sayılarının bir nebze azalmasıyla birlikte kısıtlamalar gevşetilmiş ve daha çok kişisel tedbirlerin ön plana alınması istenerek toplumsal bağışıklama yöntemine geçilmiş bulunmaktadır. Aylarca evde kapalı kalan halkımızda havaların da ısınmasıyla birlikte tatile karşı duyulan özlem bu sene daha da fazla olmakla birlikte, pandemi dolayısıyla nasıl bir tatil yapılacağı ile ilgili insanların kafasında birçok soru bulunmaktadır.
 
Koronavirüs sudan bulaşır mı?

Koronavirüsün kanalizasyonla deniz, nehir ve göllere taşınabileceği uyarısı yapılmakta.
Yapılan araştırmalar koronavirüs ailesine bağlı virüslerin oda sıcaklığındaki bir suyun içinde 12 saate kadar yaşadığını ortaya koymakradır.
Bununla birlikte, virüsün sudan bulaşma ihtimalinin çok düşük olduğu belirtiliyor.
Ayrıca virüsün yüzmeyle bulaşabileceğine dair de herhangi bir bulgu bulunmamaktadır.

Pandemide denize ve havuza girmek güvenli mi?
 
Yapılan araştırmalar, deniz suyundaki tuzun ve yoğunluğunun virüsün yaşamasına elverişli bir ortam sunmadığını, havuzlarda başta klor olmak üzere kullanılan dezenfektan özelliğine sahip maddelerin virüsü etkisiz hale getirdiğini göstermektedir.
Virüs parçacıklarının suyu kirletebileceği ancak deniz, okyanus gibi geniş su alanlarında bu miktarın önemsenmeyecek kadar düşük olacağını düşünülmektedir. Ayrıca, denizde çözülme olması ve yoğun tuz bulunmasının virüsü etkisiz kılabileceği görüşü ağır basmaktadır.
Havuz, jakuzi, spa veya su oyunları alanlarında klor ve bromin maddeleri kullanılarak yapılan bakımlarla, bu tesislerdeki suyun içinde virüs varsa bile etkisiz hale getirilmesi önemlidir.
 

Peki denize ve havuza girerken nelere dikkat etmeliyiz?

Koronavirüsün sudan bulaşma ihtimali düşük de olsa, deniz ve havuz gibi ortak kullanım alanlarında tedbirli davranmak gerekmektedir. Kişisel hijyen tedbirleri kesinlikle ihmal edilmemelidir.

Deniz ve havuza giren kişilere virüsün bulaşma riski sudan değil, diğer her ortak alanda olduğu gibi, enfekte kişilerin öksürmesi ya da hapşırması ile etrafa saçılan parçacıklardan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle denizde ve havuzda başka kişilerle en az 2-3 metre mesafe bırakmak çok önemlidir. Bunun için kalabalık olmayan plajları ve tesisleri tercih etmeye, çok yoğun saatlerde denize veya havuza gitmemeye dikkat etmek gerekmektedir. Güneşlenme sırasında da mesafeyi korumak, koruyamıyorsak maske takmak, sık sık ellerimizi dezenfekte edip ellerimizi yüzümüze götürmemeye özen göstermek önem teşkil etmektedir. Havuz kullanımında dezenfeksiyonundan emin olduğumuz tesisleri tercih etmeliyiz. Havuza girmeden önce ve girdikten sonra kişilerin duş alması da önemlidir. Ayrıca, tesislerdeki şezlongların sosyal mesafe kuralına uygun şekilde konumlandırılması, duş ve tuvaletlerin düzenli aralıklarla dezenfekte edilmesi, havuz suyundaki klor düzeyinin belli seviyelerde tutulması ve yetkili mercilerin gerekli denetimleri düzenli olarak yapmaları önemlidir.

Pandemi için tüm kişisel tedbirleri aldıktan sonra güneşin zararlı etkilerinden nasıl korunabilirim?

Öncelikle sıklıkla duyduğumuz UV-A ve UV-B ne demek ona bakalım;

UVA ışınları, ozon tabakasından direkt bir şekilde geçerek dünyaya ulaşan güneş ışınlarıdır. Bulutlardan ve camdan geçebilme, derinin alt tabakasına etki etme özellikleri olduğu için, UVA ışınlarından korunmak için yaz-kış güneş kremi kullanmak gerekir. Cildin uzun vadede yaşlanma etkileri ve reaksiyon gösterme gibi etkileri vardır.

UVB ışınları ise; ozon tabakasından yüksek oranda süzülerek ulaşırlar. Cildin üst tabakasına etki ederek ilk etapta cildin bronzlaşmasına ve yanıklara neden olan bu ışınların etkisi uzun süreli değildir. Günün saatine, mevsime ve ekvatora olan konuma göre yoğunlukları artar. Bulutlar arasından ve camdan çok fazla süzülmezler.

 UVA ışınlarının zararları:

Cildin alt katmanlarına kadar inebilirler. Derinin erken yaşlanmasına, kolajen yapısının ve elastikiyetinin zarar görmesine neden olurlar. Böylece kırışıklıklar ortaya daha erken çıkar. Cildin nem dengesini bozarlar, lekelerin oluşmasına neden olurlar.

UVB ışınlarının zararları:

UVB ışınları derinin üst katmanına etki ettikleri için, bronzlaşma, güneş yanıkları ve güneş lekeleri genellikle UVB ışınlarından kaynaklanır. Ayrıca ciltteki antioksidanların etkisini yok ederek hücre yenilenmesine zarar verir. UVB ışınları cilt yanıklarına sebep oldukları için iyi korunulmadığı sürece cilt kanserine yol açabilirler.
 
Peki diğer bir sıklıkla duyduğumuz SPF ve PA ne demek?

Güneş Koruma Faktörü anlamına gelen SPF, Sun Protection Factor teriminin ilk harflerinden oluşur.   SPF; UVB ışınlarına karşı korumayı belirten ölçü faktörüdür. Kullandığınız güneş koruyucuların cildimizi UVB ışınlarına karşı ne kadar süre koruduğunu gösterir. Farklı SPF değerleri, güneş ışınlarının yakma etkisini ve güneş koruyucu ürünün bu etkiyi ne kadar bloke ettiğini gösterir. SPF, güneşin ilk etkisi olan kızarıklık reaksiyonuna karşı güneş kreminin koruma gücünü tahmin etmeye yarar.

SPF değerine göre koruma süresi;
*SPF 30 ve SPF 50 değerindeki güneş koruyucu ürünlerde en fazla 2 saat.
*SPF 15 ve SPF 20 değerindeki güneş koruyucu ürünlerde en fazla 1,5 saat.
*20 SPF güneş koruyucu %93, 30 SPF güneş koruyucu %97, 50 SPF güneş koruyucu %98 oranında koruma sağlar.

 PA; The Protection Grade of UVA olarak isimlendirilir ve UVA ışınlarına karşı koruma gücünü ifade eder ve gerçek koruyucu özellikte olan bir güneş koruyucu UV-B ışınlarına koruma sağlarken UV-A ışınlarına karşı da koruma sağlamalıdır.
PA+ olan bir ürün düşük veya orta şiddette UVA maruziyetine karşı 2-4 saat arasında koruma PA++ olan bir ürün orta şiddette UVA maruziyetine karşı 4-8 saat arasında koruma PA+++ olan bir ürün çok güçlü UVA maruziyetine karşı 8 saatin üzerinde güçlü koruma sağlar.
 
  
Güneşten korunma yolları nelerdir?

Güneş ışınlarının etkili olduğu 11:00-16:00 saatleri arasında dışarı çıkmamaya, güneşlenmemeye özen göstermeliyiz. Ancak uzmanlar vücudumuzun D vitamini sentezlemesini sağlamak için güneşin dik olduğu 12:00-13:00 saatleri arasında 15-20 dakika güneşlenmenin gerekli olduğunu belirtmektedirler.
Güneş ışınlarının geçirgenliğini azaltan kıyafetleri tercih etmeliyiz. Sık dokunmuş, likralı ve koyu renk kumaşlar güneş ışınlarının geçirgenliğini azaltırken, ıslak ve streç kumaşlar cildimizi güneş ışınlarından daha az korur. Bu nedenle kuru ve bol giysiler tercih etmeliyiz.
Güneş ışınlarından korunmak için geniş kenarlıklı, kulak ve enseyi kapatan şapkalar tercih edilmelidir. Lejyoner şapkalar tam koruma için güvenli bir seçenektir.
Güneş gözlükleri hem gözleri hem de çevresindeki deriyi güneşin UV ışınlarının zararından ve cilt kanserinden korur. Kullanılacak olan güneş gözlükleri % 99 oranında UV-A ve UV-B filtresi içermelidir.
Ağaç altları ve gölgelikler doğrudan UV ışınlarından korunmada fayda sağlar. Ancak beton ve kumdan yansıyarak cildimize dolaylı olarak ulaşan UV ışınlarından korunmak için diğer önlemleri de almayı unutmamalıyız.

Güneş kremi kullanmayı ihmal etmemeliyiz. UV-A ve UV-B koruyucuları ve en az 15 faktör içeren ürünleri tercih etmeli, eğer açık tenli isek ve cilt hassasiyetimiz varsa daha yüksek faktörlü bir ürün tercih etmeliyiz.
Eğer denize gireceksek ya da çok terliyorsak suya dayanıklı bir ürün, yüz bölgesi için yüze özel üretilmiş ürünleri tercih etmeliyiz. Yağlı ve akneli bir cilde sahipsek su bazlı güneş kremleri daha sağlıklı sonuç verir.
Güneş kremini güneşe çıkmadan yarım saat önce sürmeli ve iyice kurumasını bekleyiz ki terlemeye bağlı kayıplar azalsın. Her 2 saatte bir tekrar krem uygulanmalıdır. Suya grip çıktıktan sonra havlunun da etkisiyle krem etkinliğini kaybedebileceğinden, yeniden uygulamamız gerekmektedir.
*Göz çevresine krem uygulanırken gözle temas etmemesine dikkat etmeliyiz.
*Güneş kremini vücudun her yerine eşit olarak kalın bir tabaka şeklinde uygulamalıyız.
 
Güneş kremi nasıl seçilmelidir?
Güneş koruyucu krem, cilt tipine ve yaşa uygun seçilmelidir. Cildi kuru olanlar kremleri, yağlı olanlar jel-losyon formunda yağsız ve su bazlı ürünleri, alerjik ciltlerse mineral formdaki ürünleri tercih etmelidirler. Sivilceli cildi olanlar için gözeneklerde tıkanmaya yol açmayan formlar, çocuk ve gebeler için kimyasal içermeyen fiziksel filtreler, yaşlılar için yoğun ve krem formunda olan ürünler gerekmektedir.
 
Sonuç olarak; pandemi sürecinde, bedenimiz ve ruhumuzun her zamankinden daha fazla tatile, güneşe, denize ve dinlenmeye ihtiyacı var. Kendinizi hem koronavirüsten hem de güneşin zararlı etkilerinden koruyarak güzel bir yenilenme, tazelenme yaşamanız dileğiyle, iyi tatiller…

Ecz.Özlem Selamoğlu Özgen 
 
 
 
 

 

 

 

 
 
 
 
 
 
 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum